ÇAYDANLIK

Popunuza! (6)

Altuğ Kanbakan - 30 Ekim 2013

Popunuza! Vol.6

 

Gülşen - Yatcaz Kalkcaz Ordayım (aka. Özel Görelilik Kuramı 101)

 

İnsanlığın toplu olarak yaşamaya başladığı ilk günlerde başladığı var sayılan müziğin evrim geçirdiğini şüphesiz kabul ediyorum ancak şu pop müziğin bir yere ilerleyebildiğini hiç sanmıyorum. Zira şu lanet (ya da bir üst seviyesi olan "nalet") müziğin üretimi, pazarlanması, tüketimi her türlü kepazeliğin sınırları zorlanıyor.


Şimdi bana kalkıp da "evlat, metalci olmuşsun ama müzik yorumlamak senin haddin değil" demeyin. Madem her önüne gelen dandik "üretim" mekanizmasına katılıyor, ben de pekâlâ istediğimi yerin dibine sokarım arkadaş. Kaldı ki günümüzdeki pop müzik 60'lar ve 70'lerin popundaki naifliğine sahip değil. (Ben de az değilim hehehe)


Rezillik dediğim sadece işin görece kalitesizliği falan değil, bildiğin apaçık, doğrudan rezillik. Dinleyiciyi aptal yerine koymanın bir erdem olmasından kaynaklanıyor sanırım bu eğilim. Pek çok kez umursamasak da benim sinirlerimi bozmaya yetiyor bu düşünce yapısı. Bir de örneklerini görünce, takdir edersiniz, küfretme hakkına sahip oluyorum.


Bugünkü örnek benzer üretim yollarını izlemesiyle aslında diğerleri arasından pek de sıyrılmıyor, ancak kamusal alanda kafa ütüleme (yazar burada başka bir şeyi kast edip "otosansür"e başvurmuştur) açısından öne çıkıyor diyebilirim. Liriklerindeki anlamsızlığın, lüzumsuz tekrarın dışında, "yatcaz kalkcaz" gibi çoluk çocuk avuturken dile getirilen bir sözün sanki bir halta benziyormuş gibi nakarat olarak kullanılması ve sakız misali ayakkabı tabanına yapışması bu güzide eseri daha da çekici(!) kılıyor.


Şarkıyı dillendirenin "eserekli durumundan mütevellit" olsa gerek, hanım kızımız Türkçe'yi üst üste bıçaklayarak bir ilke imza atmış. Aslında bu tür şarkıların Tarantino filmleri ile pek çok ortak yönü var bu açıdan. İçerikte "spagetti" denebilecek yavanlıkların ve klişelerin sıklıkla kullanılması, bol cinayet ve sonunda "eğlendik işte" tepkisi verilebilmesi ile benzerliği kurabiliriz. İşin trajikomik ve devasa farkı ise pop müziğin bunu ciddiye alarak yapması! (Sana da sıra gelecek Quentin! Şaka lan, şaka.)

Popunuza! (6)

- Lan arabanın kaskosu da yoktu! :/


Trafik açısından epey eğitici olan videonun araba ile kaza yapılabileceği, tünellerde yürümenin tehlikeli olabileceği gibi konulara değinmesi gerçekten güzel. Ancak demir yolunun tanıtımı sırasında saman kullanılması sanırım devletin, konvansiyonel raylı sistemi halen "gomünist işi" olarak görmesinden kaynaklanıyor. Bu arada şarkı için yazmaya başlarken "şarkıcı denize paralel yürüdüğü için bu kadar kötü olmuş" demeyi düşündüm ama vazgeçtim. (Lan yoksa vazgeçmedim mi O.o)

Ormanların içinde geçen tuhaf yolculuk ve saman dolu, kaşındıran tren seferinden sonra bir şarkıcının plazanın içine nasıl çıktığını anlayamadım. İşin daha enteresanı (yok aslında pek de enteresan değil) A-ha'nın şu çok bilinen şarkısı Take On Me klibinden yapılan devasa araklama! Tamam şarkı kötü, sözler yerlerde sürünüyor ama bari gel videoda arak yapma be kardeş...


Ayrıca "zaman geçmiyor hacı" temalı olması gereken saate bakma eylemi, "civardaki birine isteksizce saati söyleme" eylemine daha çok benzemekte. Çatıdaki mevzuyu çözebilmiş değilim ama zerre… erhm, neyse.


Bu çilenin en azından sonu var diye düşünmek biraz olsun içimi rahatlatıyor. Gülşen'in "üç yüz bin yıl" gibi geçen üç günü, bize dokuz yüz bin yıl gibi geliyor. Eh, görelilik ile ilgili referans yaparsan -ki eminim kazara olmuştur- böyle de cevap verirler adama! Velhasıl kelam (evet, biz de Osmanlıca-Türkçe kelimeler biliyoruz) bu küçük felaketin süresi yine pop standartları gereği dört dakikayı aşmıyor da hayatımıza kaldığımız yerden devam edebiliyoruz.

 

Not: Annihilator, bekle ben geliyorum ulan!



Yazılarımızı Facebook'tan takip etmek için: