MÜZİK ODASI

Bir Metallica Taşlaması

Hakan Aytaç - 17 Temmuz 2014

Metallica'dan hazzetmeyenler, Müşra Demir'in Metallica'ya döşediği kasideye öfkelenmesinler... Çünkü biliyoruz; Delikasap'ta Metallica'ya tapanlar olduğu gibi tiksinenler de var. Şimdi sıra onlarda... Daha önce de söylediğimiz gibi, biz, mecmua yönetimi olarak tarafsız kalmayı seçtik ve hem "anti-Metallica" hem de "ultra-Metallica" yazılarına yer vermeye karar verdik; buyrun bu defa da bir Metallica taşlaması geliyor; Hakan Aytaç kaleme aldı...

Ben seni öyle mi sevdim ey görgüsüz!

Bir Metallica Taşlaması

Herkes tarafından kabul edilen bir gerçek var ki, Metallica ülkemizin en geniş kitleye sahip yabancı metal grubudur. Hani küfredeni de bolca bulunduğu gibi, sadece Metallica dinleyerek metalci olduğunu sanan bir dolu kesim de var etrafımızda. Bunun çeşitli sebepleri de var kuşkusuz ama çoğunluğu sosyoloji biliminin inceleme alanına gireceği için es geçelim diyorum. Şimdilik, bir "Nothing else matters"ın hemen herkes tarafından bilinmesi, bir metal grubu için beklenmeyecek ve daha önce görülmemiş şekilde konserin belediye otobüslerinin arka camlarından duyurulması, Kelebek gibi bir magazin ekinde sorulan, en sevdiğiniz şarkıcı veya grup kimdir sorusunda 3. sıraya yerleşmesi ve arabasına bindiğiniz taksicinin bile, radyoda Hakan Taşıyan çalarken "Metalika gelmiş abi öyle mi?" şeklinde bir haberdarlık içinde olması gibi örnekler yeterlidir sanıyorum.

Metallica, bu ülkenin insanını iyi tanıyor, ihtiyaçlarını biliyor demeyeceğim ama yaptıkları yerli yersiz mankafalıkların ülkemiz insanı sathında kendine yer bulduğu kesin! Neyse, yine de adamları seviyoruz, sayıyoruz, ne kadar küfretsek de ne onlarla ne onlarsız yapamıyoruz! Yeni bir konser için biletleri kısa sürede biten yegâne gruplardan biri olan bu abilerle madem aradaki buzları erittik, şimdi mavra zamanı.

Peşinen bu yazıyı kaleme kalan kişinin ciddi bir Metallica takipçisi olduğunu, konseri olduğu zaman aylar öncesinden biletini hazır eden, yeni bir şarkısı veya albümü çıktığında ilk gün gidip edinen biri olduğunu belirteyim. Ne bir hasetlik, ne bir düşmanlık… Meyve veren ağaç taşlanır misali de bakabilirsiniz olaya yani. Sonuçta adamlar rockstar, ne yapsalar haklarıdır mı diyeceğiz? Diyebiliriz, ama bir yere kadar. Öncelikle, "Yepyeni bir konser deneyimi" şeklinde duyurulan İTÜ Stadyumu'ndaki konser için grubun talep listesine bir bakalım:

"Öncelikle sahne arkasında 100 kişilik VIP odası talep etmişler. Hani yaşlarından başlarından utanmayıp Axl Rose isimli kart zampara gibi arkaya onlarca kız dolduracaklarını bilsem ses etmeyecektim ama ruhumuza fazlasıyla hitap eden grup üyeleri şu bizdeki "hamili kart yakinimdir" alışkanlığını da edinmiş olmalılar. Yani, "Gel abicim ben seni içeri aldıracağım" tadındaki eş, dost, torpil edebiyatı. Kalacakları otele çamaşır ve kurutma makinelerini neden kendilerinin getireceğini pek anlayamasak da uzun talep listesindeki sözleşme şartlarına uyulmaması ya da konser iptali durumunda geçerli olacak 5 milyon dolarlık bir sigorta talebinin neden olduğunu az çok tahmin edebiliyoruz.

Ayı vurup sosyal medyada marifetmiş gibi paylaşacak kadar görgüsüzleşen Hetfield'ı, Soma faciasından dolayı iptal olan Aerosmith konseri ürkütmüş olmalı. Travis ve Bob Dylan'ın sahne aldığı festival biletlerinin Soma'ya destek için 5 TL'ye indirilmesinden hiç mi utanmamıştır, yoksa bu konuda yine her konuda olduğu gibi davula giriştiği halindeki hayvani kapitalist tutkular içindeki Lars'ın kuyruğuna mı takılmıştır, bilemeyiz.

Hoş o mevzu da bir garip ya. Tamam konser gelirini Soma'ya göndermeye karar veriyorsun, güzel. Tamam, insanları teşvik için de fiyatları düşür. İyi de abicim 5 TL nedir yahu? Millet bu kadar mı bedavacı demek istiyorsunuz? Zaten haberi duyanların çoğu, gayet 'insani' bir refleksle kendini yardıma adamaya değil, ucuz bilet kapışmaya girişmiş, hatta karaborsacı mantığıyla kapıda satmak için stok yapmış. Evet, sanıyorum biz de Metallica kadar görgüsüz ki o yüzden bu kadar seviyoruz bu adamları!

5 milyon dolarlık adamlar diye tabir etsek ayıp etmiş olur muyuz bilmiyorum ama gide gele ülkeyi iyicene tanıdıklarını düşünerek, ne zaman ne olacağının belirsizliğini mi fark etmişlerdir acaba? Zira daha önceki Metallica konserlerini organize eden Ahmet San, çıktı ve daha önce Metallica'nın 1999'daki konser öncesinde PKK tarafından tehdit edildiğini falan söyledi.

Grup üyeleri öldürüleceklerine dair tehdit mektupları almış ve konseri iptal etmek istemişler. Bunun üzerine Ahmet San Almanya'ya gitmiş ve konsere gelme şartlarını sıralamışlar. "Özel araçları uçaklarının dibine kadar yanaşacak, protokolden geçmeden stada girecekler ve konserden sonra da hemen döneceklermiş. Ahmet San şartları kabul etmiş ama konser günü sorumlu amir araçlara izin vermemiş. İçişleri Bakanı Sadettin Tantan'ı aramış, o da San'a sertçe çıkışmış. Metallica, 'Geri döneceğiz' diyormuş ama San kalkış iznini verdirmiyormuş. Grup üyeleri Amerikan Büyükelçiliği'ni arayıp, 'Bizi burada mahsur tutuyorlar' demiş. Ahmet San çıldırmak üzereyken telefonu çalmış dönemin Kültür ve Turizm Bakanı Erkan Mumcu tüm sorumluluğunu üstlenmiş. Araçlar uçağa yanaştırılıp grup konserden 20 dakika önce stada giriş yapmış ve kriz böylece çözülmüş. Yani daha önceden tecrübe ettikleri gibi her an bir şey çıkabileceğinden eminler, kendilerini sağlama alma eğilimindeler.

Bir ilk deneme olan By Request konserine gelelim. Playlist'i konsere gelecek kişilerin verdikleri oylarla belirlemesi her ne kadar bir nebze olsun farklılık ve heyecan içerse de sonuçta ister istemez liste daha az çalınan veya hiç çalınmayan şarkılardan değil, en efsane, en dinlenilen şarkılardan oluşacaktı bu bir. İkincisi, bu dâhiyane fikrin beyni davuldan çok ticarete çalışan Lars'ın hayvani kapitalist fikrinden başka bir şey olmadığı kesin. Ticari mantığı müzikten daha iyi çalışmaya başlayan Lars-James ikilisi, (Kirk kardeşimi ayrı tutuyorum) Cliff kıymetlimizi yitirişimizin ardından gruba geldiği günden itibaren "emanetçi" gözüyle baktıkları Jason Newsted'i zaten bu yüzden harcamadılar mı? Gerçi kendisinin harcandığını söylemek de haksızlık olur, zira Jason, gruptan ayrıldığı 2001 yılından itibaren Voivod'dan Sepultura'ya kadar birçok grupta çalıştı ve sonunda solo albüm çalışmalarına başladı. Son çıkan albümünün ismi "Heavy Metal Music" ile adeta Metallica'ya gönderme yapan Jason, Deli Kasap'ın 13. yıl Özel koleksiyonunda albüm tanıtım yazısındaki deyimiyle adeta, "Bu iş öyle yapılmaz, böyle yapılır. Anladınız mı kırolar" dedi.

Hadi diyelim bu güzel arkadaşlar konsere renk vermek için By Request fikrinde birleştiler. İyi de kardeşim konser başlamazdan önce ekrana verilen banttan yayınlarla Flash Tv'de çıkan pazarlamacılar gibi ikide bir "Yoksa siz hala daha oy vermediniz mi?" diye çıkmalarına ne demeli?

Bütün bunlar bir kenara, konser süperdi, seyirciyle iletişimleri her zamanki gibi sıcaktı, performansları üst düzeydi, müzikal açıdan her zamanki gibi doyurucuydular. "Lords of summer" isimli yeni parçaları da ilerisi için bu izlenimi veriyor zaten. Yine de ne onlarla ne onlarsız yapamadığımız bu adamların, "Köyden indim California'ya" şeklinde tarif edebileceğimiz görgüsüzlüklere imza atmaktan vazgeçemeyecekleri bir gerçek!

Eskiden "Ulan bir gelseler" diye birbirimizi yediğimiz bu adamlar, Türkiye'de ne yapsalar satıyor. Bu yüzden yeniden gelecekler, buna eminim. Yine de yeni konser için yeni bir farklılık gerekebilir. Yeni hedefimiz şudur ki, öneri Rock FM'de Rabarba programını sunan Mesut Süre'den geldi: "Metallica'yı 100 milyon dolarak türkü bara çıkarmak." Lars'ın buna "Neden fuckin' olmasın!" şeklinde cevap vereceğine eminim! O değil de, Cliff yaşasaydı hepinizin kıçını tekmelerdi, bilin istedim.



Yazılarımızı Facebook'tan takip etmek için: