MÜZİK ODASI

Efsaneler Türkiye'de: lron Maiden (Haziran, 20011)

Can Ali Erdal - 27 Haziran 2011

"DEMİR BAKİRE SENİ ELDE EDECEK!…."

Dakikalar öncesinden bir masala dalmıştım. Sonra sahnedeki yün bereli, rapçi pantalonlu tabiri caiz ise zıp zıp zıplayan adamın şu sözlerine uyandım: "The sands of time for me are running low"... Şöyle diyordu: "Zamanın kumları benim için azalıyor şimdi"...

Kum saatini geri çevirme zamanı gelmişti benim için. Yıllardır beklediğim "grubum" karşımdaydı… "Yeşil adalarında" güzel bir bahar ayında, hem de bir işçi bayramında verdikleri ilk konserden tam 35 sene sonra, ikinci defa şah-ı şehiran İstanbul'daydılar… Bu sefer yanlarına Bruce Dickinson'u da almışlardı.

Kum saatini 35 sene öncesine çevirdiğimde karşıma şu söz çıkacaktıı: "Iron Maiden's gonna get you, no matter how far" (Demir Bakire seni elde edecektir, ne kadar uzakta olsan da)… Hâlbuki daha dünyaya gelmeme altı sene vardı! Sonra kum saatini 11 sene öncesine çevirdim. Bu defa karşıma çıkan söz şuydu: "Your time will come" (Senin de zamanın gelecek)...

"ÖLÜM DANSINA HOŞ GELDİNİZ"

Güneşin bir mızrak boyu kadar yeryüzüne yaklaştığı sıcak günlerden biriydi.... "Artık zamanı gelmişti", "Demir Bakire bizi elde edecekti", belki de çoktan elde etmişti!

Pekâlâ, "Iron Maiden konserine hoş geldiniz" ya da Dortmund konserinde Burce Dickinson'un dediği gibi; "Welcome to the Dance of Death!"

Efsaneler Türkiye'de: lron Maiden (Haziran, 20011)

Saçma sapan olaylar ve tutumlar yüzünden karmaşık duygular içerisinde beklemeye başladım konser alanında… Yalnız değildim, yanımda eski dostlarım Murat Arda ve Tuan Ebru vardı. Elimizi uzatsak tutacakmışçasına yakındık uzay mekiğine! Evet, bu turne, Final Frontier albüm turnesi olduğu için konsept "uzay yoluydu" tabii ki de. Sahne ise bir uzay mekiğiydi haliyle. Iron Maiden'in saat 21.00'de sahne alacağını biliyorduk ve saatler 21.00'i üç dört dakika geçiyordu ki ışıklar ve ses düzeni "artık şov başlıyor" dercesine bir manevra yaptı ve banttan UFO grubunun unutulmaz Doctor Doctor şarkısını çalmaya başladı. Hem de sahnenin ses düzeniyle. O an konserden sadece iki ya da üç saat önce "kutsal görevini" icra etmek için hastanedeki nöbetine gitmek zorunda kalan sevgili dostum Öncü Sancak için üzülürken bir de onun en sevdiği şarkılardan biri olan Doctor Doctor çıkınca iyiden iyiye buruklaştım…  Seyircinin bu şarkıya ilgisi hat safhadaydı! Bekledikleri gruba ait olmayan ve banttan çalan bir şarkı için seyirciler fazla debdebe gösterdi. Şunu eklemeden geçemeyeceğim; o şarkı Maiden'ın şarkısı değildi sevgili metal kafalar!

Banttan çalan işbu şarkı biter bitmez gene banttan başka bir intro giriverdi: Satellite 15… Final Frontier. Dört dakikaya yakın bir introsu vardı bu şarkının. Bu introyu canlı çalmalarını beklerdim ama neden canlı çalmadıklarını Final Frontier şarkısıyla sahneye fişek gibi giren 6 adamı görünce anladım. Değişen tek şey saçlarının oranıydı -gerçi gözle görülür bir azalma olmamış!- her şey aynıydı. Bassçı Steve Harris bass gitarını her zamanki gibi tüfek pozisyonuna getiriyor, Bruce Dickinson gene atlıyor zıplıyor, tepelerde geziyor, Janick Gers gene bir "balet" edasında dansını yapıyordu gitarıyla. Benim için masal başlamıştı... 

Efsaneler Türkiye'de: lron Maiden (Haziran, 20011)

Efsaneler Türkiye'de: lron Maiden (Haziran, 20011)

Final Frontier albümünün single'ı olan El Dorada girdi, hiç vakit kaybetmeden, sonrasında herkes Final Frontier albümünden devam edecek derken bir Maiden klasiği 2 Minutes to Midnight giriverdi tüm gücüyle. Ardından gene turnenin albümünden Coming Home'u çaldılar ve benim için büylü bir an daha geldi:  Işık almayan bir mağaraya girmişçesine zifiri karanlığa büründü ortalık ve Hamlet'ten alınmış şu söz geldi kulaklarımıza: "There are more things in heaven and earth than are dreamt of in your philosophy"... Çok kısa bir bekleyişten sonra Janick Gers'in akustik gitarı duyuldu ve görüldü! Bu şarkı Dance of Death'di… Bu şarkının kurgusunda uğradığım tek hayal kırıklığı Bruce Dickinson'un "maskeli balo" kıyafeti giymemesiydi. Zaten şov boyunca giydiği tek kostüm The Trooper şarkısındaki İngiliz süvari kıyafetiydi… Elinde ise İngiltere bayrağı…

Sonrasında  taa ki bise kadar, arasına son albümden de parçalar serpiştirmeli The Trooper, Blood Brothers, The Wicker Man, The Evil That Man Do, Fear of the Dark ve Iron Maiden'den oluşan "konser paketi" geldi kulaklarımıza (şarkı listesini aşağıda bulabilirsiniz)… Blood Brothers şarkısı girmeden önce front man Bruce Dickinson yaklaşık olarak şu sözleri dile getirdi: "Dünyanın dört bir yanından hayran kitlemiz çok geniş. Müslüman ülkelerden de katılım var. İran'da, Irak'ta, Suriye'de hayat her gün daha da zorlaşıyor. Bu şarkı herkese gelsin; sarı, siyah, mor, kahverengi,beyaz,erkek, kadın,Hindu, Müslüman, Musevi, Hıristiyan, herkese ama herkese!…" Bruce Dickinson'dan bu duyarlı sözleri duymak beni şaşırtmadı, Dickinson çünkü bu… Gene bu konser paketi arasında yer alan The Evil That Man Do şarkısında sahneye dört metre yüksekliğinde "Eddie" çıktı. Janick'in gitarını kaptı ve gitar çaldı o devasa cüssesiyle! İnsanlar "aauvv, uuvvv, yeeahhh" derken bu sefer de Iron Maiden şarksında Nicko McBrain çaldığı davul setinin arkasından koskocaman bir Eddie kafası çıkıverdi. Final Frontier albümündeki Eddie'ydi bu... Ağzını açıp kapıyor ve kafasını sağa sola çeviriyordu…

Efsaneler Türkiye'de: lron Maiden (Haziran, 20011)

Artık bis zamanı gelmişti. Bis'e çıkmadan önce davulcu Nicko McBrain havlu bilekliklerini seyirciye attı. Her zaman ki gibi suratı gene gülüyordu. Bis başladığında seçtikleri şarkı Bruce Dickinson'un, Maiden kariyerini başlattığı Number of the Beast şarkısıydı. Bu sefer sahnede Eddie kadar olmasada büyük bir "şeytan" figürü vardı. Ardından gelen Hallowed be Thy Name ve Running Free şarkısıyla konser bitecekti. Masal da!...

"CENNETTE VE YERYÜZÜNDE HAYAL ETTİĞİNDEN FAZLASI VARDIR"

Yazıya başlamadan önce ne demiştim; "Demir bakire seni elde edecek!…" Gerçekten de öyle oldu. Demir Bakire (lron Maiden) konser alanında bulunan yaklaşık 20 bin kişiyi etkisi altına almıştı. Yola çıktıkları ilk zamanlarda da dedikleri gibi, "Ne kadar uzakta olman önemli değildi…"

Konser artık sona ermişti. "Zamanın Kumlarını" geri alma seçeneğim artık ortadan kalkmıştı. Hani demiştim ya konser anında, sıra Dance of Death şarkısına geldiğinde ışıklar karardı ve kulaklarımıza Shakespeare'in, Hamlet oyunundan şu ünlü cümle geldi: "There are more things in heaven and earth than are dreamt of in your philosophy."  İşte bu söz belki de bütün konserin özetiydi. Iron Maiden bu sözü seçmekle kesinlikle haklıydı. Orada olan ve dışarıdan konseri takip eden bütün insanlar "Cennette ve yeryüzünde hayal ettiklerimizden çok daha fazlası vardır" sözünü özümseyerek evlerine döneceklerdi...

ŞARKI LİSTESİ:

 1.      Satellite 15... The Final Frontier 

2.      El Dorado 

3.      2 Minutes to Midnight 

4.      The Talisman 

5.      Coming Home 

6.      Dance of Death 

7.      The Trooper 

8.      The Wicker Man 

9.      Blood Brothers 

10.  When the Wild Wind Blows 

11.  The Evil That Men Do 

12.  Fear of the Dark 

13.  Iron Maiden 

14.  The Number of the Beast 

15.  Hallowed Be Thy Name 

16.  Running Free 



Yazılarımızı Facebook'tan takip etmek için: