MÜZİK ODASI

GÜLLERİN İÇİNDEN GELEN ADAM: AXL ROSE

Evren Ünal - 22 Aralık 2011

Rock 'N' Roll Hall of Fame için orijinal kadroyu bir araya getirecek mi?

"Aşırılığın yolu, yabancı bir ülkede, insanların üzerinde sigara söndürüp, içki artıklarını döktükleri pis bir arsada son buluyor." Axl Rose, Paris'teki Jim Morrison mezarını ziyareti sonrası bu sözleri söylerken rock 'n' roll buhranının, rock yıldızlığı mertebesinin dipsiz paradoksunu çok güzel özetlemiş. Bir rock yıldızı olan ve grubun tüm ağırlığını taşıyan frontman bu yükü ömrünün sonuna kadar taşıyabilecek midir? Yoksa aşırılığın kurbanı olup hiçlikten geldiği noktada gene hiçliğe mi dönecektir?

GÜLLERİN İÇİNDEN GELEN ADAM: AXL ROSE

 Arıza, kaçık, manyak, manik depresif, obsesif gibi sıfatların sahibi olan Axl Rose bu özelliklerine rağmen belki de yukarıdaki vecizenin özeleştirisel bilinci ile uyuşturucudan; kendi tabiri ile "Mr. Brownstone'la dans etmekten" kendini alıkoymayı başararak hiçliğe geri dönmesini uzun yıllar erteledi. Zakk Wylde'ın tabiri ile yaşayan son büyük "rock yıldızı" hakikaten sonu pek mutlu bitmeyen rock yıldızlarının aksine kilolu ve sağlıklı bir hayat sürmeye devam ediyor.

Axl'la ilk tanıştığım dönemler, bir 80'ler sonu 90'lar başı çocuğu olaraktan Use Your Illusion dönemleri… Ablamın odasındaki duvarlarını süsleyen boy boy posterleri, dergilerle eşantiyon olarak verilen AXL bandanaları ve tv'de sürekli platformun üzerinden İngiliz bayrağı desenli tayt ile atlayışını gösteren konser görüntülerini anımsıyorum. Zamane çocuklarına bakınca ne kadar şanslı büyüdüğümüzü herkes bilir. Batman, Darth Vader ya da Michael Jackson gibi çocukluk kahramanlarıyla bir tutabileceğim enteresan bir kişilik bozuntusuydu ne de olsa. Öfkemi dışa vurmak istediğim zamanlar hırçın vokaliyle yanımda oldu, ergenlik döneminde uzun süre bandana ve bandana üstü beysbol şapkası ile ortamlarda salınmama neden oldu, Oduncu gömleğini beline dolayaraktan çıkılan klasik 90'lar akşamlarında bile etkisi vardı Axl'ın. Tıpkı Batman'in maskesi ya da Darth Vader'ın kostümü gibi - tabii ki onları conventionlar dışında giyip dolaşamayacağımdan - çocukluk kahramanım olmasında hiçbir engel olmadı. (yok o taytı da giymedik tabii ki!)

GÜLLERİN İÇİNDEN GELEN ADAM: AXL ROSE

Bir Axl Rose yazısı kaleme almamdaki en büyük etken birinci olarak idolüm olmasından dolayı üstad'a -yok üstad kulağı tırmalar iyisi mi pezeveng diyelim! - bir saygı duruşu, ikinci olarak son dönemdeki heyecan verici yeni gelişmeler… Bir süre önce Guns N' Roses takriben 4 ay sonra; Nisan'da gerçekleşecek olan Rock 'N' Roll Hall of Fame'e kabul edildi ve tüm gözler şimdi orijinal kadrodan kalan tek eleman olmasına rağmen tüm yükü hala omuzlarında taşıyan Rose'a çevrilmiş durumda. Twitter'dan kabul edilmelerini "gurur verici" olarak belirtirken, eski üyelerle bir araya gelip gelmemesi hakkında "herhangi bir planımız" yok diyor. Aslında "bir plan" kısmının en büyük öznesinin hırçın frontman'in yıllar boyu neredeyse "ezeli düşmanı" pozisyonuna gelen Slash olduğunu hepimiz biliyoruz. 

 Frontman'lik zor müessesedir. 50'lerin tek adamlık dönemlerinde ya da 60'ların saykodelik -rock 'n' roll'ün henüz şovlaşmadığı - dönemlerine ait gruplarda frontman mevzusu o kadar önemli değildi. Axl, her zaman Slash'ın blues soslu gitar sololarına, Duff'ın punk ruhuna, Izzy'nin yazdığı şarkılara rağmen sıra dışı vokal yeteneği, sahnedeki enerjisi ve "trademark"ı olan kırmızı bandanası ile grubu görsel olarak bir adım ileri taşıyan adam oldu. Tabii ki sadece görsellik açısından değil müzikal olarak da grubun hard rock sound'unu tek düzelikten kurtaran çalışmalara el attı.

GÜLLERİN İÇİNDEN GELEN ADAM: AXL ROSE

Kimileri 90'ların başında grubun yavaş yavaş yaprak dökümüne girmesinin baş sorumlusu olarak Axl'ı gösterir. Haksız da değillerdir pek. Frontmanlik müessesesinin zor kısmı da budur işte: Egon ne kadar şişkinse, çevrendekileri kendinden o kadar çabuk uzaklaştırırsın. Ancak Axl'ın tek problemi ego değildi, müzikal denemelerini grubun diğer üyeleri öncelikle yadırgayarak karşıladı. Slash de klasik vokal-gitarist çekişmesinin kahramanlarından biri olarak egosu yüksek biriydi. Bu noktadan sonra herkes kendi solo projelerini, kafalarındaki müziği hayata geçirmek üzere Axl ile yollarını ayırdı. En azından kağıt üzerinde olaylar bu şekilde gözüküyor.

 Tüm bu alavere-dalavereye rağmen, son yıllarda Axl eski grup arkadaşlarıyla pek çok şekilde bir araya geldi. Gilby, Steven, Izzy, Duff… (Izzy 2006 Istanbul konserinin de sürpriziydi bkz. Aynı tarihli Deli Kasap yazım). En son Duff, verilen son konserlerden birinde "You Could Be Mine"a bası ile eşlik ederek fanlarını epey coşturmuştu. (Ayrıca son konserlerdeki Estranged, Civil War gibi sürprizler de şahaneydi, belirtmeden geçemedim.)

 Görünen o ki; Axl-Slash husumeti dışında reunion ve olası Hall of Fame buluşması önünde pek bir pürüz yok. Slash'ın yıllar önce yeni GN'R'yi dinlemek için gittiği kulüpte Axl tarafından kovulduğunu bildiğimiz ve şu yaşına kadar egosunu tatmin edecek kadar iş çıkarıp uysal bir aile babası olduğu için ona reunion'a samimi yaklaşması açısından güvenimiz tam. Axl, her ne kadar fanlarıyla forum ortamlarında buluşsa da hala ulaşılmaz eski okul rock yıldızlığı bayrağını taşımaya devam ediyor. Gelip giden sesi gibi ne yapabileceğini kestiremiyoruz. O zaman şu sözü söylemek düşüyor bizlere:

AXL, PLEASE DO THE F'N REUNION! 

GÜLLERİN İÇİNDEN GELEN ADAM: AXL ROSE

 



Yazılarımızı Facebook'tan takip etmek için: