MÜZİK ODASI

Pink Floyd ile Sonsuz Nehir, "The Endless River"e Yolculuk

Mahmut Saral - 16 Kasım 2014

İçinde bulunduğumuz 2014 yılını geride bırakmamıza az bir süre kala, belki de son 20 yılın en önemli müzik olaylarından birine tanıklık ettik. Pink Floyd, 1994'te çıkardığı Division Bell'in ardından, tam 20 yıl sonra yeni bir albümle kapımızı çaldı, ne de iyi yaptı!

Pink Floyd ile Sonsuz Nehir,

Resmi duyuru metni yayınlandığında, albümün 4 taraflı enstrümental bir albüm olduğu, yalnızca Louder Than Worlds'ün sözler içeren bir şarkı olduğu, ki bu şarkıyı da David Gilmour'un eşi Polly Samson'ın yazdığı bildirilmişti. Louder Than Worlds, yani Kelimelerden Daha Güçlü, Gilmour, Mason ve Wright'ın birlikte müzik yaptığında ortaya çıkan büyüyü, daha doğrusu Pink Floyd'u anlatıyor. Ne olursa olsun bu adamlar bir araya geldiklerinde enstrümanlarıyla yaptıkları o kadar güzel şeyler var ki, bunlar her şeyden, her kelimeden güçlü, üstün.

We bitch and we fight
Diss each other on sight
But this thing we do
These times together
Rain or shine or stormy weather
This thing we do

With world-weary grace
We've taken our places
We could curse it or nurse it and give it a name

It's louder than words
This thing that we do...

Pink Floyd ile Sonsuz Nehir,

Sıkı takipçisi değilim belki, ama sevdiğim gruplar arasında Pink Floyd'un özel bir yeri vardır. Animals albümündeki Dogs şarkısının solosunu çocukluğumdan beri bir Türk filminde dinlemişim meğerse. Zeki Alasya ve Metin Akpınar'ın oynadığı Sivri Akıllılar filminden söz ediyorum ve teşekkür ediyorum o soloyu filme ekleyen ağabeylere. Dinlediğim çoğu grubu izlediğim filmlerden keşfetmişimdir. Eh, zamanında etrafımda bu tarz müzikler dinleyenler olmayınca iş başa düşüyor, ne yapalım!
Ve 2013'ün 4 Ağustos'u var bir de! Roger Waters'un tüm dünyaya yayabilmek için yıllarca beklediği, devasa sahnesi ve muhteşem şovuyla süslediği The Wall Live turnesi. 2 buçuk saat boyunca tüyleri, iç organları, nefesi diken diken olmuş bir adam (ben), hatta stadyum dolusu adamlar ve kadınlar! Kesinlikle izlediğim en iyi gösteriydi ve ondan iyisini izleyebileceğimi düşünmüyorum.

Ve, ve Kasım 2014... Sayısız müziksever, Pink Floyd'un son albümü The Endless River'la buluşmaya başladı.
2 gün öncesine kadar albümle ilgili yayınlanan birçok videoyu es geçmiş, klibe bakmamış ve hatta o kadar bahsi geçen, "Türkçe ismi var" denen Anısına'yı bile dinlememiştim. Bu arada evet, Twitter'da Tezer Özlü (@T_Ozlu_Yasiyor) isimli Pink Floyd hayranı, bu konuyu David Gilmour'un eşi Polly Samson'a sormuş ("Anisina" means "in memory of" or not ?) ve "evet" cevabı almıştı. Peki neden Türkçe ve arkaplanda neler var? Elbet detaylıca bir açıklama gelecektir diye bekliyorum...
Evet, 2 gün öncesine kadar, yani albümün Spotify'da ücretsiz dinlemeye açıldığını görene kadar...
The Endless River. Bu isim, sıkı Pink Floyd takipçilerine tanıdık gelecektir. Grubun son albümü Division Bell'in son şarkısı High Hopes'un sözlerini hatırlayın. Orada "The Endless River" sözlerini de göreceksiniz: "The water flowing / The endless river / Forever and ever." İşte albümün isminin çıkış noktası, aslında albümün çıkış noktası da Division Bell zamanları, yani 93 ve 94 yılları diyebiliriz...

Pink Floyd ile Sonsuz Nehir,

The Endless River'ı ilk dinlemeye başladığımda, beynimin yavaş yavaş uyuştuğunu fark ettim. 21 şarkıyla karşımda duruyordu koca albüm. Ağırlıklı enstrümental, ama dinleyiciyi öyle bir atmosfere sokuyor ki, dünyadan kısa süreliğine soyutlanıyorsunuz adeta.
The Endless River, Pink Floyd'un 2008 yılında kanser yüzünden hayatını kaybeden kurucu üyelerinden ve klavyecisi olan Rick Wright'a adandı, onun adına bir saygı albümü bu. Sadece söylemde değil, albümün genelinde de bunu görebilmek mümkün. Çünkü albümde duyduğunuz klavye, piyano ve synthesizer dokunuşları Rick Wright'a ait.
David Gilmour, Rick Wright'ın ölümünün ardından grubun davulcusu Nick Mason ile bir araya gelerek, Division Bell'in çalışmaları zamanında Rick Wright'la birlikte üçünün kaydettikleri müzikleri dinlemeye koyuldu. Elde 20 saati aşan kayıtlar vardı ve Gilmour ile Mason, yeni bir albüm oluşturmak için çalışmalara başladı. Albümün temelleri 20 yıl önce atılmıştı bir şekilde. Geriye de bu kayıtlara yeni bölümler eklemek ve yeni teknolojilerden yararlanarak hepsini bir albüm haline getirmek kalıyordu. Öyle de oldu. Gilmour ve Mason, yeni kayıtlar için 1 ayı aşkın süre stüdyoda çalıştı. Albümü dinlediğinizde, Wright'ın harika melodilerini fazlasıyla hissediyorsunuz. Zaten Mason da onun çalışını Pink Floyd sound'unun kalbi olarak nitelendiriyordu.
12.11.14, öğlen saatleri, ben ofisteyken...
"Az evvel, milletin büyük kısmı yemeğe çıkmışken kulaklığımı çıkardım ve dinlediğim müziği hoparlöre verdim hafif ses ile...
5 dakika geçtikten sonra bir ağabeyim geldi, "işime konsantre olamıyorum deminden beri, bu duyduğum güzel şey, tahmin ettiğim şey mi yoksa?" dedi.
"Evet, bu o, bence hemen dinlemeye başlaman lazım" dedim.
"Abi müzik işte budur ya, mükemmel bir atmosfer yaratıyor" dedi ve dinlemek için yerine döndü...
Çok reklam yaptım galiba, ama evet, Pink Floyd'un The Endless River'ından söz ediyordum..."
2 gündür bu albümle yatıp kalkıyorum, yapılan yorumlara, incelemelere göz gezdiriyorum. Çok beğenenler de var, beğenmeyenler de. Herkesin bir beklenti seviyesi var sonuçta, bir şey diyemem. Ama sanırım ben, beklentilerimi çoğu zaman doğru seviyelerde tutmasını bildiğim için mutlu olmayı da becerebiliyorum.
The Endless River'da birçok şarkı birbirini takip ediyor. Dikkat çeken şarkılar olarak It's What We Do, Anısına, Allans-Y (1-2), Talkin 'Hawkin' (Stephen Hawking) ve Louder Than Words'ü gösterebiliriz. Deluxe Edition'ında TBS14 (çok tatlı) ve Nervana (çok sert) da dikkat çekici. Albümün bütünlüğünü bozmadan dinlenildiğinde çok daha etkili olduğunu söyleyebilirim. Bazı şarkılarda eski Pink Floyd melodilerini fark etmek mümkün.
Neyse efendim, albümü gün boyunca internetten dinliyorum falan derken, bir anda albümün sınırlı sayıda olarak Türkiye'ye giriş yaptığını öğreniyorum. Hemen bir telefon ve ardından aynı günün akşamında Kadıköy'de alıyorum soluğu. 2 plak, 16 sayfalık kitapçık ve MP3 kod kartından oluşan harika albüm elimde ve huzurla eve dönüyorum. Tabii yine kulağımda Pink Floyd ile...
Albümün kapak görseli hakkında (aynı zamanda video klipte de aynı tema var) ne düşünüyorsunuz bilmiyorum, ama bence harika bir iş çıkarılmış. Sonsuz bir nehir, bulutlardan oluşan. Bir hedef var, ışığın kaynağı, yani güneş...
The Endless River'ın kapak tasarımında 18 yaşındaki Mısırlı tasarımcı Ahmed Emad Eldin'in imzası var. Eldin'i bulan ise, Pink Floyd dahil birçok grubun albüm tasarımlarını gerçekleştiren Hipgnosis'in ortak kurucularından Aubrey Powell. Powell bu soruyu Eldin'e sorduğu gibi "evet" cevabı almış. Çünkü o da sıkı bir Pink Floyd hayranıymış. Genç bir adamın bulutlar üzerinde sandalıyla yol almasını hem esrarengiz hem de yoruma açık olarak nitelendiriyor.
Albümü tekrar tekrar dinliyorum, belki de 2 günde 12. kez baştan sona dinleyişim, hâlâ çok aç hissediyorum. Şarkıların isimlerini ezberlemem belki zaman alabilir, ama kesinlikle huzursuz hissetmiyorum. Ruhum dinleniyor çünkü, bir gidip bir geliyor...

Pink Floyd ile Sonsuz Nehir,

Albüm, piyasaya çıkmadan önce ön siparişe sunulmuştu ve söylenenler, The Endless River'ın yılın en çok ön sipariş alan albümlerinden biri olduğu yönünde. Hatta ünlü perakendeci Amazon UK, bu albümün firma tarihinde en çok ön sipariş alan albüm olduğunu söylüyor.
Ve şu an odamda, plak ambalajında yer alan kodu kullanarak indirdiğim orijinal MP3'leri dinliyor, bir yandan da tamirde olan pikabıma bir an evvel kavuşmayı umuyorum. Çünkü bu işin daha analog tarafı var, bu albümün son günlerde ruh halimi değiştirdiğini rahatlıkla söyleyebilirim.
Ve kimse bu albüme "yarım yamalak, ne gerek vardı, eskileri aratıyor, para için yapıldı" gibi yorumlar yapmamalı. Eğer iş para olsaydı, Gilmour'a gelen 150 milyon dolarlık teklif geri çevrilir miydi sizce? Güzel bir albüm, güzel bir saygı duruşu, Wright'ın "Anısına". Rick Wright'ı duyabilmek, dinlenebilmek mümkün. Ama ne var ki artık son.
David Gilmour, kısa süre önce yaptığı açıklamada, bu albümün artık son olduğunu, Louder Than Words'ün son Pink Floyd şarkısı olduğunu ve Rick Wright'sız mümkün olmayacağı için albüm turnesi yapmayacaklarını dile getirdi. Yine de bence şimdi bunları düşünmek yerine yeni albümün keyfini çıkarmak gerekir. 

Mahmut Saral
 



Yazılarımızı Facebook'tan takip etmek için: