MÜZİK ÖTESİ

Bu İşte Bir Ketche Var

Atlantisten Gelen Adam - 4 Ocak 2014

Romantik, Yormayan Bir "Pop-Rock" Denemesi

Tuna Kiremitçi'nin kitabından uyarlanan film, sallapati bir romantizmden çok, daha insani, daha doğal bir romantizm çabası güdüyor. Filmde "rockerlık" müessesesi derin bir idealizm ile değil de daha çok sistemle el sıkışan bir minvalde ele alınıyor. Buna rağmen deneyimli oyuncu Emin Gürsoy, "sistemle barışık rocker" tiplemesinde bir hayli inandırıcı bir portre çiziyor. Yardımcı rolde sinema emekçisi Gürsoy'un sevimli, zibidi, yaşı geçkince ama çapkın bir rockstarı canlandırdığı figür çok başarılı. Gelelim iki başrol oyuncusuna...

Bu İşte Bir Ketche Var

Vodafone bu iki kişinin filmde yeralmasını şart koştu mu? Bilemiyorum. Bu İşte Yalnızlık Var'ın tastamam bir Vodafone filmi gibi algılanmasının önüne geçilebilir miydi? Buna aşağıda tekrar döneceğiz. Belki ticari açıdan bu durumu anlayışla karşılamamız gerekse de göze sokulan reklam olgusu rahatsızlık veriyor. Zira o "red" reklam sahneleri filmin uç noktada savrulmasına ve değerinin bir hayli erozyona uğramasına vesile oldu bana göre. Kaldı ki benim gitiiğim sinemada -filmlerin alt okumasına, sponsor-yapım mes'elelerine pek de ehemmiyet verir gibi durmayan- iki teenage kız bile Vodafone'lu bölümlerde bir hayli oflayıp pufladılar. Bu noktada filmlerin bağımsızlığına ya da bu bağımsızlığın gerekliliğine dair bir vurgu yapılabilir. Ancak Türkiye koşullarında bu eleştirilerin bu film üzerinden yapılması gerçekçi bir zemine oturmayacaktır. Sorun bir sistem sorunudur ve bu makalenin sınırlarını aşacak bir çetrefilliğe sahiptir.

Gerçekte kast seçiminin ne kadar yönetmenin inisiyatifine bağlı olduğunu, ne kadar sponsor firmanın isteklerinin göz önünde bulundurulduğunu kestiremiyoruz. Aslında yönetmen Ketche öyle Kaf dağının arkasında yaşayan tiplerden değil, her zaman bizlerle, sinema yazarları ve sektörde yer alan ya da yer almayan meraklı, ilgili herkesle sürekli irtibat halinde, sezebildiğimiz kadarıyla çok mütevazı biri. Ancak bu sorgulamayı yapmayı en azından şu ortamda, Türk sinemasının bugünkü vahim durumunda köktenci bir tarzda ele almayı çok anlamlı bulmuyoruz ya da bu işi kurcalamayı erteliyoruz. Üstelik her halukarda "Bu İşte Bir Yalnızlık Var" sponsorlu bir gişe filmi. Ama yine de insan düşünmeden edemiyor; ticari sinema ile sanat sineması ya da bağımsız sinema arasındaki makasın bir hayli kapandığı muhteşem üretimleriyle bir Scorsese, bir Cronenberg, bir Coppola serbestliğine -paranın aşk ve şevk öldürücü etkisinin dar alanda kısa mesaj ve paslaşmalara değil de en azından sinemasal kalite adına harcanabileceği o uzak ve güzel günlere- ne zaman kavuşacak bizim sinemamız? Yine sistemin aksaklıkları üzerine düşünme savrulmasını yaşamadan filme dönmeyi yeğleyeceğim ancak yine de kafamı -ve hemen tüm sinemaseverlerin kafasını- kurcalayan bazı soruları da dillendirmeden yapamayacağım:

Örneğin vizyonlu bir yönetmen olduğu su götürmeyen Ketche kendi kafasındaki senaryoyu, daha gerçekçi uygulamayı arzuladığı kast seçimini -mesela bir Tarantino rahatlığında- yapsa bu filmin vuruculuğu, etkileyiciliği ne kadar değişebilirdi? Tabi ki genç bir yönetmen için bu sorular ve sorunları irdelemek henüz erken olabilir, ama yine de şeytanın avukatlığı refleksimiz kendini gösteriyor. Yanlış anlamayın, gerek Altan gerekse de Namal ellerinden gelenin en iyisini yapıyorlar. Namal zaten kaliteli bir oyuncu. Lakin "rocker kız" elbisesi üzerinde çok iyi durmuyor. Altan ise -kesinlikle sınırlarını zorlayarak iyi bir iş çıkarmaya çabalasa da sisteme uyum sağlamış mutsuz bir rockçı imgesini layığıyla yansıtmada eksikli kalıyor. Neyse ki Emin Gürsoy bu konudaki sahicilik boşluğunu başarıyla dolduruyor. Gürsoy'un rockçı geçmişi var mı; şüpheliyim. Fakat burada "oyuncu" olmak ve rolün hakkını verebilmek unsuru kendisini nasıl da ön plana çıkarıveriyor.

Filme biraz daha odaklanalım mı?

Gençliğinde uzun süre bir müzik grubunda gitar çalıp beste yapan Mehmet, 30'lu yaşların sonuna geldiğinde hem müziği bırakmış hem de aile hayatında zor zamanlar geçiren birine dönüşmüştür. Eşiyle boşanıp müziği bırakır; maddi anlamda da bitik durumdadır ve bu süreçte kendisini hayata yaklaştıran tek şey kızı Ezgi'dir. Bu nedenle hiç istemese de anlaşamadığı eski eşiyle sık sık görüşmek zorunda kalır. Özel ders vererek ya da gitar tamiratı yaparken hayatını sürdüren Mehmet, uzun yıllardır birlikte oldukları arkadaşları Ayşe ve Orhan çiftiyle aynı apartmanda oturmaktadır. Evliliklerinde sorunlar yaşayan Ayşe ve Orhan'ın tartıştığı akşamlardan birinde Orhan'ın evi terk etmesi işleri karıştırır. Mehmet değer verdiği Ayşe'ye yardımcı ve destek olabilmek için sürekli yanında olur; aradan günler geçer ve birlikte Orhan'ı aramaya koyulurlar. Tam bu esnada çok sevdiği bir dostunu kaybettiği haberi gelir ve aynı zamanda bir iş teklifi alır. Mehmet hiç istemese de bu işi kabul etmek zorundadır; öte yandan Ayşe ile olan ilişkisi günden güne tuhaflaşmaktadır...

Şimdi filmle ilgili bazı arkadaşların -rock ortamını ve rockçıları yansıtmada başarılı değil- minvalinde eleştirileri oldu. İyi ama bu filmin tam manasıyla bir rock 'n' roll filmi olduğunu öne sürmek biraz zor. Zira Bu İşte Bir Yalnızlık Var, daha çok "sistem ile uzlaşmış" eski rockerların yaşamına dair bir kesiti içeriyor. Bu anlamda bir rock filmi iddiasını taşıdığını sanmıyorum. Tabi bir çok kişi için yönetmen Ketche'nin kişisel zevkleri, rock'n'roll hayat tarzına aşina oluşu ve hepimizin sevdiği bir eski-metalci kimliği üzerinden bir okuma yapıldığında filme dair daha rock bir tavır beklentisinin varolduğunu yadsımak istemiyorum. Zaten Ketche bu beklentinin bilincinde olup gerek günümüzün en seçkin rock müzisyenlerini filme eklemleyerek gerekse de Nikki Wild gibi arkadaşlarımıza kadroda yer vererek bu beklentileri karşılamaya çalışmış. Her ne kadar bu beklentilerin kolay karşılanamayacağının onun da farkında olduğuna emin olsam da Nikki Wild'tan Mor ve Ötesi'nin elemanlarına, Pentagram üyelerinden Batu abiye bir çok safkan rockerin filmde figüratif düzeyde de olsa bazı sahnelerde fink atması, bir derinlik sorunu yaşayan -ya da hiç de öyle bir kaygı taşımayan- filme sahici bir katkıda bulunmuş.

Toparlayacak olursak;

Sadece Ketche'nin bu filmi için değil; tüm "Yeni Türkiye Sineması" için genelleştirerek söyleyecek olursak, öncelikle kast seçimindeki özenin ve oyuncu kökenli kişilere daha fazla yer vermenin film lezzetini artıran bir unsur olduğunu vurgulamakta fayda var. Tabi burada yine yapımcıların keseyi açmaması ve dev şirketlerin sponsor olması gibi sorunsalların nasıl aşılabileceği gibi kritik sorular cevaplanmayı beklemekte.

"Bu İşte Bir Yalnızlık Var" cıvık bir film değil. Vasadın üstünde bir romantik komedi. Eğer sağlam bir rock'n'roll filmi beklentisiyle gitmezseniz keyif alabileceğinizi garanti ederim. Ama yine "bağzı arkadaşların" yaptığı gibi "başka kitaplarla" Tuna Kiremitçi'nin Bu İşte Bir Yalnızlık Var'ını kıyaslama yapmak çok gerçekçi bir değerlendirmeye olanak sağlamayacaktır. Kategoriler farklı bir kere. Kulvarlar değişik. Bir proje filmi bu (Film-içi reklam uygulamasının nasıl daha organik bir biçimde yapılabileceği ve rahatsızlık veren kör gözüm parmağına etkisinin nasıl seyreltilebileceği hadisesi benim uzmanlık alanımı aşıyor bu arada).

Şimdilik filmle ilgili söyleyeceklerim bu kadar. Ketche'den daha bağımsız, daha özgür ve daha fazla kişiliğini yansıtabileceği "hardcore" yapımlar bekliyor ve şu ana kadar çektiği filmlerin bu sevimli kişilik için iyi birer antreman olduğunu düşünüyorum. 

Bu İşte Bir Ketche Var



Yazılarımızı Facebook'tan takip etmek için: