MÜZİK ÖTESİ

MS Word "Götümü" Çizdi!

Tunca Arıcan - 9 Temmuz 2014

MS Word Birey, aşık olduğunda aşktan ya da aşkının muhatabından sürekli bahseder mi? Bahsederse neden yapar bunu? Aşk dili çözen, gerçekliği düğümleyen bir rastlantı mıdır? İyi biliyorum aşk iyidir. Öylesine iyidir ki; hakkında konuşurken de ona dokunurken de cezbedici, tahrik edicidir. Azazel'den konuşmanın en yersiz olduğu anlarda çıkar dilden, dilin en bağlı olduğu noktada çözer uçkuru. İnsanlığın vahşi ve boktan tarihinde bu kadar "klişe" olan da az konu vardır herhalde. Yazdıktan sonra MS Word "boktan" kelimesini beğenmedi; altını yeşille çiziyor. "Argo ya da kaba sözcük" dedi: MS Word bunu beğenmedi!

Suyuna gitmeyecek kadar klavyem hızlı velhasıl çoktan yeşil gözden kayboldu. "Orada küfretme, burada söylenme, dilini bağla, uçkurunu çözme" ama konu aşk oldu mu akan sular durur, notalar haddini bilir, sözcükler kıyama durur. Türkçe rap çalışmak beni bazen bu "akışkan" dil ile sınasa ya da bir zamanlar bir hocamın eleştirdiği "TRT'nin ucuz belgesellerindeki metinler gibi yazmak" ile ilgili düşündürse de hala yazdıklarımın nereye gideceğini kestiremiyorum. Yazdıklarımın bir kısmını paylaşma eğilimimi düşündüğümde, bu olası durumu kestirerek yazmanın getirdiği gerilim ile merak beni daha da hızlı yazmaya sevk ediyor. Düşünme hızı ile klavyem arasındaki sayısal bağ benim anlayabileceğim düzeyde, matematiksel olarak dengesiz. Ama yazmaya başladığım konuya uzak düşmeyecek kadar da "efendi"nin kim olduğunu biliyorum.
Refleks yazıları yazmaya her başladığımda zihnimin bir yerinde görece sabit bir konu ve buna ilişkin duygu yatıyor. Bazen bu durumlarda konuyu müziğe bağlamamak konusunda direnç gösteriyorum yalan yok. İlla müziğe aşığım diye de hep ondan bahsetmek zorunda değilim diyorum kendime. Yazmaya başladığım esnada konumum ne olacak peki? Diye sorduğumda tekrar başa dönüyorum. Konu "aşk"tı.

Tamam! konu bitirmeye kıyamadığım Udi Yervant Bostancı'nın müzik, Zeki Müren, aşk, yumruk, nefret dili dolu hayatının bize aktığı kitaptı. Bitirmeye kıyamıyorum sahiden de ; "kıyabilmek" fiilini yazarken de Yervant'ın yaşadıklarını tüm orta-sınıf, rahatına düşkün ve diasporik bilinçten uzak yerli malı zihnimle algılıyorum. Kıymak: Puşici Keké Yaqo Usta kendi yolunda giderken O'na arabasıyla çarpıp O'nun onurlu yaşamını alan "birey"; katili değil de yüzde seksen Usta'yı haksız gören "adalet". Sebep: Ermeni olmak… Kıymak: Yervant ve ailesini, tüm dostlarını tehdit eden nefret… Sebep: Kürt kızına aşık Yervant… Diyarbekir'den kaçmak zorunda bırakılan ailesi ve dostları… Sebep: Tarihini "aşk" ile anladığını sananlar. Kıymak: Zeki Müren'in kokusunu yanaklarında hatırlayan Yervant'ı Ermenice şarkı söylediği için "kafasına sıkmak" ile tehdit eden emekli yarbay… Sebep: Üniformasından soyunsa zihni zırhlı "birey"…

… Ve Yervant Bostancı tüm aşklarına "kıyar" ve New Jersey'e gider.

Bilmediğimiz her "aşk" bizi dara sokuyor. Karşılaştığımızda ise işler sarpa sarıyor: Vatan aşkı, insan aşkı, iktidar aşkı, müzik aşkı, aşk aşkı, tanrılar aşkı… Üzerine düşündüğümde ne geldiyse başımıza bu aşklardan geldi diye darlanıp "aşklar" düşmanı oluyorum. Tek başına bahsetmesi hâlbuki ne de haz verici!

Yervant Bostancı, ipek böceği kozalarından bahsederken de Diyarbekir'den söz ederken de mesafe koymadığı yegane mevzu aşk. İpek böceklerinin ördüğü kozaların "islim" edilmeleri esnasında dedikleri her ne kadar içlendirici olmasa da Yaqo Usta ve ailesinin çektikleri tekrar "insan" hissettiriyor beni okudukça. İpek böceklerinin kozalarında çektikleri zulüm ve yok ediliş midir "islim etmek", boğmak? Bence evet ama konum (um) "derin ekoloji" düzeyine çekmek değil bahsetmiş ve kuzu pirzola için yanıp tutuşsam da! Her bir "aşk"a nice aşklar sığdırırdım götüm olsa!

Cümbüş ile başlayan yola ud ile devam eder. Cümbüş amma "cümbüş" laftır Türkçe'de. Birisi "cümbüş yapalım" dediğinde sanki "Let's party" gibi geliyor belki akla ama bazı anlarda sanıyorum benim aklıma düşmeyecek artık. Aşkla anlatılsa da, Yervant Bostancı'nın kaçamak öğrendiği, etrafındakilerine zoraki kabullendirdiği çalgının ardından ud düşecek koşulların izin verdiği boşluğa.

Cümbüş edecek ne durum var ne de saza gidecek nobranlık. Kabul ettim orta sınıf kifayetsizliğimi ama hala aşık olduğum müzik oldukça çizilemeyecek de bir tarafım var ve kesinlikle "kestanem" değil… MS Word çizemedi bunu… Götüm demek istedim zaten…
Çizildi!

Not: "Diyarbekirli Udi Yervant Bostancı: 'Ula Fille Hoş Geldin", Şeyhmus Diken (2012) İletişim

http://www.youtube.com/watch?feature=player_embedded&v=8FuuIujFy0o



Yazılarımızı Facebook'tan takip etmek için: