SÖYLEŞİ

Civil War: "Mustafa Kemal hakkında en ufak bir fikrimiz yoktu"

Gül Bade Tonak - 9 Eylül 2014

Civil War geyiğe doyamayan bir grup! Sabaton'dan ayrılan dört kafadarın kurduğu gruptan gitarist Rikard Sundén ve Oskar Montelius'u konuk oldukları Graspop festivalinde yakaladık. Muhabbete aç ikili daha merhabalaşırken mevzuya şu şekilde kendiliğinden daldı:

RS: Ya Türkiye ne kadar güzeldi değil mi? Kaç kere gittik biz oraya?
DK: Sabaton'la beraber 2010'da Unirock'a çıkmıştınız. Overkill, Cannibal Corpse, Obituary gibi büyük gruplar vardı... Bir de bir keresinde Dream TV'de canlı yayın...
RS: Ah evet ya! Ben o gün çok kötüydüm. Bir de şey hakkında çok fazla bilgim yoktu, Mustafa...
DK: Mustafa Kemal?

Civil War:
RS: Evet! Sorulan sorunun ne olduğunu tam anlamamıştım.
DK: Size Mustafa Kemal'le ilgili soru mu sordular yani?!
RS: Evet. Tek bildiğim Türkiye için önemli ve büyük bir adam olduğuydu. Diyecek bir şey bulamadım ve sadece "evet, süper biriydi" diyebildim. Türkiye'de herkes beni böyle hatırlıyor şimdi...
DK: Mustafa Kemal 1. Dünya Savaşı sırasında Gelibolu'da da savaştı. Belki o gece çaldığınız şarkınıza gönderme yapmak istemişlerdi...
RS: Ben pek savaş insanı değilim. Tarihle çok aram yok doğrusu.
OM: Evet, benim de savaşla çok aram yoktur.

Civil War:
DK: Gerçekten mi?! Geceleri History Channel'ı dinlerken uyuyormuşsunuz gibi duruyor aslında.
RS: Hayır, cidden öyle değil. Ben yemek yapmayı severim. Sen yemek yapar mısın?

-Bu soruyla beraber ben mavi ekran verince ikili Türkiye'de yedikleri tatlıları anlatmaya başlar, oradan da Türkiye'de tanıştıkları, Oskar'ın deyimiyle "tüm dünyadaki en iyi insan" olan Selim isimli Türk arkadaşlarını övmeye geçer. CV'lerindeki iki grup Sabaton ve Civil War olan bu arkadaşların komedi dans üçlüsünün İsveçli çakır keyif versiyonu olduğunu anlamamla karşı taarruza geçip zamanım bitmeden mevzuya girme çabalarım zor da olsa şu şekilde sonuç verecektir:

DK: Festivalin tadını çıkartabiliyor musunuz? Seyirci olarak da katılıyor musunuz festivallere?
RS: Elbette, çok severiz festivalleri. Bugün sadece Powerwolf'un bir kısmını dinleyebildik ama gece devam edeceğiz. Ben de gruptaki herkes de festival gediklisidir. Hatrı sayılır miktarda içki içip müziğin tadını çıkarmaktan daha güzel ne olabilir zaten? Ayrıca müziğin ötesinde de bir anlamı var festivallerin. Herkesin eşit olduğu, kardeş olduğu bir ortama dahil oluyorsunuz. Müzisyen olduktan sonra da festivallere seyirci olarak katılmaya devam ettik. Bir müzisyenin kendini seyircilerinden üstün görüp onlarla birarada olmaktan kaçınması, kendini farklı kabul etmesi bana göre çok aptalca...
DK: O halde Sabaton'u bırakma nedenleriniz arasında grubun sizin isteğinizden farklı şekilde büyümesi de var mıydı? Grubun kalanıyla hayata ya da müziğe bakışınızın farklılaşması sebebiyle mi uzaklaştınız? Ayrılığınızla ilgili çok dedikodu duyduk, bu yüzden hikayeyi sizden dinlemek isteriz...
RS: Evet, çok fazla dedikodusunun yapıldığı doğru, biz de çok dedikodu duyduk.
OM: Ama genelde hikayenin bize ait versiyonu değildi bunlar.
RS: Aslında ayrılığımızla ilgili olarak bizim de gerçek sebebi bildiğimizi sanmıyorum. Bence hangimize sorsanız farklı bir sebep gösterir. Ama en azından benim bakış açıma göre nihayetinde şahsi bir sebepti.
OM: Kesinlikle öyleydi.
RS: Ne tek tek tüm sebepleri adlandırmak mümkün ne de ortaya bir tane büyük sebep koymak... 13 yıl beraber çaldık ve bu kadar ilerlemiş ilişkilerde de olabildiği gibi birbirimize pek tahammül edemez olduk. Bir süre yine de devam ettirmeyi denedik ama sonunda artık çok küçük sorunlar büyük gerginliklere sebep olmaya başladı. Bir sürü şeyin birikimi vardı. Sonuç olarak da bir baktık ki müziği bırakmışız.

Civil War:
DK: Müziği bırakmak fazla bir tepki değil mi?
RS: Grubu bıraktığımızda müziğe devam etmek gibi bir niyetimiz hiç yoktu, grupla beraber müziği de bırakmıştık. Ama bunca yıldır çaldığımız için epey bir çevremiz olmuştu, aklımızı çelmeye başladılar. Sonra basçımız "Pizza" ile tanıştım. Harika bir basçı olmanın ötesinde çok kafa bir adamdı. Hiç tereddüt etmeden basçımız olmasını istedik. Vokalistimiz Patrik'i ise daha önceden bir barda dinlerdik. Cover yapıyorlardı ama muhteşemdiler. Bu adamlar aslında bizim için tanrı gibi bir şeydi. Vokalistimiz bir süre Malmsteen'le çalışmış ama ne yazık ki yürütememişti. Aslında gerçekten de dünyanın en iyi seslerinden biri. Her şeyi yapabiliyor, sadece sesiyle değil, aynı zamanda sahnede gerçek bir tiyatrocu gibi.
DK: Peki Civil War ismi? Burada biraz ironi mi var acaba? Sabaton'un tüm materyali savaş üzerine, siz de o zaman biz de iç savaşları mı kapalım dediniz?
RS: Zamanla bir ironi halini aldı ama en başından beri değildi. Patrik grup isimleri öneriyordu, bu isim de onun aklına geldi. Biz de beğendik ama kesin kullanılmıştır diye düşündük. Sonradan Amerikalı The Civil Wars isimli bir grup olduğunu duyduk ama bunun dışında bir şey yoktu. Biz de ne güzel deyip ismimizi seçmiş olduk. Aslında cidden ironik oldu değil mi? (Burada kahkahalarını yutarak ekler) Evet, gerçekten de ironik.
DK: Şarkı sözleriniz hep savaşla ilgili, bu da metal için popüler bir konu. Şiddet üzerine yazmak riskli bir iş, yersiz eleştirilere mahal verebiliyor. Bunun şiddete bir övgü olarak görülmesinde haklılık payı buluyor musunuz?
RS: Hayır. Ayrıca siyasi bir tutumla da hiçbir alakası yok bizim adımıza. Sabaton'da siyasi hiçbir tavrımız yoktu, biz de bu şekilde devam ettik. Savaş üzerine yazmaya devam ettik ama bu bir siyasi fikrin yansıması değil.
DK: Peki savaşa olan hayranlığınız?
OM: Gruba başladığımızda "niçin son 13 yıldır yaptığımız şeye devam etmeyelim?" dedik. Savaş konusunu devam ettirmek kendiliğinden gelişti, doğal geldi.
DK: Şarkılarınızı nasıl yazıyorsunuz? Grupta eski grubunuzdaki gibi şarkıyı yazanlar ve çalanlar ayrımı var mı?
RS: Genelde aklında bir fikirle gelen Patrik oluyor. Ardından gitar altyapısını ve kalanını yapıyoruz. Patrik yaptığımız müziğin altındaki konsepti çok iyi biliyor. Elinizde dünyanın en sıkıcı enstrümantal materyali olabilir, kendi başına çok yavan olabilir ama bunu nasıl süsleyeceğini bilen bir vokalist her şeyi değiştirir. İlk albümümüzde de son albümümüzde de bunu bulabilirsiniz. Vokalin tüm şarkıyı kurtardığı bir sürü örnek var.
OM: Patrik olmadan biz bir hiçiz! Anlıyor musun, bir hiç!
RS: Patrik gerçekten de şarkının büyük kısmını yapan kişi oluyor. Sabaton'daki durumla kıyaslayacak olursak çok büyük bir fark var. Orada bütün şarkıları Joakim yapardı. Patrik ise fikirlerle geliyor, bize de ilham veriyor ve ortaya hep beraber bir şey çıkarmamız için çabalıyor. Bunu yaparken de kendi rolünü çok iyi yapıyor.
OM: Fikrini belirtip empoze de etmiyor. Herkes kendini istediği gibi ortaya koyabiliyor. Gerçekten her şeyi yapabilecek bir vokalist.

-Bu noktada ne yazık ki organizatör içeriye girer ve kibarca "hadi artık" der. Oskar "I don't care" diye bağırsa da artık toparlama vakti gelmiştir.

DK: Toparlayacak olursak hedef nedir arkadaşlar?
OM: Hedef yok. Sadece eğlenmek ve hayattan keyif almak.
DK: Alıyor musun peki?
OM: Evet! Sevdiğim insanlarla bir arada olmak istiyorum.
RS: Evet, en önemlisi bu.
DK: Dünya kupası?
OM: Sadece davulcumuz Pizza futbolla ilgilenir.
DK: Türk fanlarınıza bir mesaj?
RS: Türkiye'de ne yazık ki son yıllarda çok festival olmuyor, farkındayız. Yeniden gelmek muhteşem olurdu çünkü Sabaton'la geldiğimizde çok eğlenmiştik. Bu sefer de Civil War olarak bir festivalde yer almayı çok isteriz.
 

Civil War:



Yazılarımızı Facebook'tan takip etmek için: