SÖYLEŞİ

Marty Friedman ile Guitar Universe tur güncesi ve Stéphan Forté röportajı

Derya Engin - 7 Aralık 2012

Guitar Universe Tour 2012 /Avrupa yollarında tur güncesi

Guitar Universe Tour 2012 ekibi turne sonu hatırası

Her ne kadar bir ABD piyasası gerçeği mevcutsa da metal dünyasının kalbinin Avrupa'da attığı aşikar. Nitekim "Sayın bakayım bana 5 tane Fransız metal grubu!" dediğim anda bi durup düşünürüz " Fransa'dan 5 grup biliyor muyuz hakikaten?" diye. En azından ben öyleydim; "Bi solukta 10 tane Finli grup sayarım!" iddiası maalesef Fransa için pek geçerli değildi bendenizin repertuvarda.


Nitekim geçtiğimiz ekim ayını Marty Friedman, Yossi Sassi ve Stéphan Forté ile yollarda geçirmeden bir süre önce Yossi beni telefonla arayıp "Turneye Fransız grup Adagio'nun gitaristi Stéphan da dahil oldu." dediğinde "Hmm, Adagio mu? Duymuştum da ne tür çalıyordu bu gençler?" tadında yaklaşmıştım duruma.
Avrupa'nın göbeğinde olsa da Fransa'nın metal camiasındaki etkisinin İskandinav ülkeleriyle kıyaslandığında devede kulak kalmasından Stéphan da oldukça şikayetçi. Bana "Sen Türkiye'den dert yanıyorsun ama dostum, esas Fransa'da metal piyasası diye bir şey yok!"diye söylenip duruyor turne boyunca.
Neyse, başa sarıyorum:
Geçtiğimiz ekim, ex-Megadeth gitaristi Marty Friedman'ın "Guitar Universe Tour 2012" başlığıyla batı Avrupa'yı turlayan ekibinin bir parçası olarak bendeniz de yollardaydım. Marty ile turnenin ilk günü tanışmamız ben tur otobüsünde  üstümü değişirken vuku buldu ve aramızdaki ilk diyalog şöyleydi:

Marty: Oh hello, ups sorry!

Derya: Tamam tamam, gel ya giyindim ben!

Turne sonunda ise onca geyikten sonra vedalaşmamız daha ilginç oldu. Tur otobüsündeki yataklar 2 katlı ranza şeklinde ve Marty abimiz benim üstteki yatağa göz koyduğundan bendeniz centilmenlik örneği sergileyerek alttaki yatağa geçtim. Turne sonu herkes dağılmadan önce yanına gittiğimde bir kaç fanla konuşan Marty "Oh bakın gençler bu Derya, 1 ay boyunca üstünde yatmak büyük zevkti." diyerek etraftaki herkesin bir kaç saniye boyunca eblek eblek bakmasına sebep oldu:) Sonrasında ben devreye girerek "Ranzadaki üst komşumdu kendisi! Ve Marty, bundan her yerde bahsetmesek iyi olur:)" şeklinde açıklamamla ağzı açık gençleri gerçek hayata döndürdüm.

 

Neyse, turne her ne kadar Marty Friedman turnesi olsa da- ve kendisiyle epey komik anlar yaşamış olsak da- konumuz Marty Friedman'ın ön grupları (ön gitaristleri mi demeliyim?)  Orphaned Land'den tanıdığımız Yossi Sassi ve Adagio'nun gitaristi Stéphan Forte. Her iki gitar virtüözü de kendi solo albümleriyle turne kapsamında yollardaydı. Benim turneye dahil olmam ise menajeri de olduğum Yossi'nin teklifiyle oldu. Marty'nin tur menajerini Japonya'dan getirmek çok pahalı diye bendeniz Yossi'nin tur menajeri olarak "Çinli ucuz işgücü" mantığıyla giriverdim ekibe:) "Japon malı kalmadı, Türk malı verelim!"

Sonuç olarak bir ayımı bir grup İsrailli, Fransız ve Japonla 40 metrekare bir tur otobüsünde geçiren tek Türk olarak önce herkese "Günaydın" ve "İyi geceler" demeyi öğrettim ardından da turnede kendi dilini konuşamayan tek bünye olarak "Herkes İngilizce konuşacak, bakın Marty'i örnek alın!" diye de koydum kuralı:)

Marty Friedman ile Guitar Universe tur güncesi ve Stéphan Forté röportajı

Stéphan ve Marty sahnede gitarları konuştururken

Guitar Universe Tour 2012, 20 gün, 15 konser, 8 ülke olarak oldukça yorucu ama bir o kadar da keyifli geçti tüm ekip için. Dünyanın farklı uçlarından gelmiş, farklı dil, farklı kültür ve alışkanlıklara sahip 17 kişi bir kaç gün içinde aynı frekansı yakalayıp kankaya bağlamıştı bile. Tur otobüsünün yatakhane olan üst katında sabahları "Good morning Vietnam! Kalkma vakti, 10 dakika içinde herkesi dışarıda göreceğim!" diye her sabah çığırıp, herkesi yataklarında teker teker dürttüğüm anlar haricinde hepimizin keyfi yerindeydi ve herkes normalde yaptığı iş ne olursa olsun bir birbirine sonuna kadar yardımcı oldu ki bir turun en önemli kısmı da bu zaten. Hiç kimsede "Rockstarım lan ben!" kompleksi olmaması sebebiyle, yeri geldi Yossi tur otobüsünde akşam yemeği hazırladı, yeri geldi Stéphan CD standında benimle beraber çalıştı.-Tamam Marty'i görev listesi dışında tuttuk, itiraf ediyorum:)-

Kimi zaman İngilizcesi çok zayıf olan Marty'nin Japon davulcusu Charge'yi saatlerce dinleyip ayrıldığı kız arkadaşı için 5 kelimelik Japoncamızla teselli ettik, kimi zaman da herkes bir birine kendi dilinde küfür etmeyi öğretti.(Turların olmazsa olmazıdır yabancı dilde küfürler!) Sonuç itibariyle gece-gündüz kesintisiz beraber geçirilen turne sonunda herkes yeni dostlar edinmenin memnuniyeti ve uzunca bir süre görüşemeyecek olmanın hüznüyle döndü evine. Özellikle bendeniz, nihayetinde İsrailli ekibin bir parçası olarak katıldığımdan ilk başlarda herkes kendi grubu içinde takılırken aradan geçen 1 hafta sonunda Fransız gruba transfer oldum ve turun geri kalanında neredeyse tüm zamanımı bu yeni tanıştığım bu Fransız komedyenlerle geçirdim diyebilirim. Stéphan ve grubu ilk başta "Amaan Fransız işte, n'olacak? Soğuk nevaleler!" diye ilk başta içinde olduğum Ortadoğu sıcaklığını temsil eden İsrailli grup tarafından yaftalansa da aradan geçen kısa sürede durumun tam tersi olduğunu kavradık. Nitekim hem Stéphan hem de klavyeci Kevin'in değme komedyenlere taş çıkartırcasına saatlerce gülme krizine sokacak kapasiteye sahip olduğunu bir akşam "Yeter artık durun! Karnım ağrıdı gülmekten!" diye çıkışırken farkettim:)

Marty Friedman ile Guitar Universe tur güncesi ve Stéphan Forté röportajı

Basçı Franck ve Stéphan ile backstage saçmalamaları. Eserin adı: Anne ben black metal oldum!

Her neyse, "Tur otobüsünde olan, tur otobüsünde kalır." kuralı çerçevesinde çok detaya girmiyor-Nasıl gizem yarattım di mi?:) - ve bir akşam konser sonrası hepimiz yorgunluktan perişanken, ses kayıt cihazımı açıp Stéphan ile yaptığım röportaja geçiyorum. Konser sonrası rehavetiyle ortamdaki geyiğin haddi hesabı yoktu ama ben güzide Delikasap okurları için çektim Stéphan'ı otobüsün sessiz bir köşesine, bastım düğmeye, dedim: "Anlat!"
Bu arada, antiparantez olarak belirtmem gereken durum aşağıdaki röportajın sarkastik havası tamamen Stéphan ve benim birbirimize laf sokmaktan anlamsız bir şekilde hoşlanmamız sebebiyledir.

Stéphan: Yukarıda parti var, sen anlat diyorsun!
Derya: O değil de Adagio bayağı bildiğin Fransa'dan çıkan en büyük metal grubu diye anılıyormuş?
Stéphan: Evet ben de öyle bir söylenti duydum. -Bunları yazmayacaksın değil mi?
D: Yok yazmam:)
Stéphan: İyi, o zaman ben de o çirkin sesiyle her sabah uyanmak zorunda olduğum lanet tur menajerinden bahsetmem kimseye.
D: Anlaştık. Anlat bakalım, nerelerdesiniz, neler yapıyorsunuz bu aralar?
Stéphan: Yukarıda(tur otobüsünün üst katındaki oturma bölümünden bahsediyor) millet backstageden bin bir zorlukla getirdiğim sevgili Jack Daniels'ımı bitirirken ben tur otobüsünün merdivenlerinde oturmuş röportaj yapıyorum seninle. Niye bilmiyorum:) Şaka bir yana şu anda Yossi Sassi, Marty Friedman ve Derya Engin ile turnedeyiz:) Guitar Universe turu adı altında Avrupa'da yollardayız.
D: Şu ana kadar tur nasıldı?
Stéphan: Harika! Fanlarla buluşuyor, arkadaşlarla karşılaşıyoruz. Bolca gitar, bolca eğlence var. Turnenin başlarında tabi herkesin bir birine alışması gerekiyordu ama şu an açıkça görülüyor ki herkes harika anlaşıyor.
D: Peki şu ana kadar turnenin sizce favori şovu hangisiydi?
Stéphan: Sanırım Dublin'di.
D: Kısa cevaplar verme, anlat, neden?
Stéphan: Çünkü Dublin'den dönüşteki arabalı vapur çok güzeldi!! Tüm günü orada geçirdik, üstüne üstük turnedeki bir Türk kızının pasaportuna damga gerektiği için sağanak yağmurun altında ona yardım etmek adına -artık neden yaptıysam?- gümrük kontrole gidip Fransızca tercümanlık yaptım falan:) (Ek not: İngiltere çıkışı güzide Türk vatandaşı olarak ufak bir pasaport problemi yaşadım da:P )
D: Bu Türk kızıyla bi derdin var gibi?
Stéphan: Şaka bir yana , yardımcı olduğuma sevindim. Ayrıca Dublin'e gelecek olursak, izleyicinin tepkisi çok iyiydi. Çok sıcak bir kitleye çaldığımız için sanırım favorim oldu.
D: Peki izleyici sizin sahne şovunuzdan ne beklemeli?
Stéphan: Bolca gitar, bolca melodi ve solo. Biraz iyi zaman geçirmek diyebiliriz aslında. Sanırım böyle, evet.
D: Seni tanımayanlar için, müziğini nasıl tarif ederdin?
Stéphan: Klasik elementlerle metalin kesişimi diyebiliriz galiba.
D: Albümünden 3 şarkı seçseydin, hangileri olurdu? (O esnada yukarıdakiler o akşamki konserden bir videoyu izlemeye başlarlar ve Stéphan'ın şarkılarından biri duyulur.)
Stéphan: Şu an fonda duyduğumuz "De Praestigiis Daemonum" ki anlamı da İblisler Kitabı olarak çevrilebilir. Hmm, bir diğeri "Sorrowful Centruroide" ve üçüncü de "Spiritual Bliss" olabilir. Pöff, çok zor oldu:)
D: Ok, bunların isimlerini yazman gerekecek zira Fransız aksanın yüzünden anlayamıyorum:)
Stéphan: Tamam, daha kötü de olabilirdi, senin gibi Hint aksanıyla konuşuyor da olabilirdim:) (Kendisi tüm turne boyunca benim Hint aksanıyla İngilizce konuştuğumu iddia edip durdu, çn)
D: Ve klişe soru geliyor…
Stéphan: Ah öncekiler değilmiş gibi sanki?:)
D: Bi çeneni kapayıp dinleyebilir misin beni? (Bkz. Röportaj yaptığı sanatçıyı azarlayan gazeteci modu)
D: Solo albümün "The Shadows Compendium" geçtiğimiz yıl yayınlandı, albüme gelen tepkiler nasıldı?
Stéphan: (Sinsice gülerek) Harika! Diğer soru?
D: Hadii!..
Stéphan: Tamam tamam. Hmm, sanırım solo albümün bana faydası bir çok Gitar dergisine konu olmam oldu, bir kısmına kapak bile oldum, ilginç değil mi?:) Neyse, ABD'de de tanındım ki ABD Avrupa piyasası için erişilmesi zor bir pazardır. Ve Japonya'da da çaldım, şu an Marty ile turnedeyiz, hmm sanırım sonuçtan memnunum.
D: Söyle bakalım, müzikal kariyerindeki en iyi olay neydi?
Stéphan: 2007'deki Japonya konserimiz.
D: 10 sene sonra nerede görüyorsun kendini?
Stéphan: Off zor soru! Wacken'da ve diğer büyük festivallerde headliner olmak?
D: Bu aralar Stephan neler dinliyor?
Stéphan: Hmm.. Lamb of God, Meshuggah, Chopin, Rachmaninoff. Emm, bir de hep dinlediklerim var işte Pantera ve klasik gitaristler işte:)
D: Teşekkürler, röportaj bitti.
Stéphan: Oh süper, hadi yukarı o zaman! (Yukarı doğru seslenerek) Jack Daniels'ımı bitirdiyseniz hepiniz ölüsünüz!

Marty Friedman ile Guitar Universe tur güncesi ve Stéphan Forté röportajı

3 hafta süresince "Evim evim güzel evim" diye buna dedik.

Guitar Universe Tour 2012 Fotoğraf albümü için buraya tıklayabilirsiniz.

Derya Engin



Yazılarımızı Facebook'tan takip etmek için: