UZUNÇALAR

Işınla Bizi Scotty: Bubituzak ve Uzay Yolları Taşlı

Orçun Onat Demiröz - 27 Mayıs 2014

 

Aslında onları gayet yakından tanıyorsunuz. Sanmayın ki mahallenin yeni çocukları toplanmışlar ve bir tanışma merasiminde bulunuyorlar. Biraz geriye sarıp 2005 yılına giderek ve o yılın en iyi çıkış yapan gruplarından birisine, Çilekeş'e bakarak şıp diye hatırlayabilirsiniz cevvalleri. Hani Y.O.K albümleriyle isimlerini duyurmuşlardı ve Deftones vari bir sound'la ortalığı sallamışlardı. Kurban'ın ardından Türkiye'nin en sıkı yerli alternatif sahne gruplarından birisi haline dönüşmüşler ve toplamda üç tane albüm yayınlayarak hızla yükselmişlerdi. Ama birkaç yıllık zaman zarfında işler biraz değişti.

Işınla Bizi Scotty: Bubituzak ve Uzay Yolları Taşlı

Başka projeler ve başka kaygılar derken araya ufak bir suskunluk dönemi girdi. Ama Çilekeş'in esas ikilisi Ali Güçlü Şimşek ve Görkem Karabudak yoldaşlar üretime devam ediyorlardı ve aralarına Kreş'ten tanıdığımız tokmakçı Emrah Atay'ı da alarak "Uzay Otostopçusu" oldular, kalkışa geçmek için hazırlandılar. Enteresan olan ise bu kalkış süreci değil, kayıt süreci. Zaten sürekli beraber takılan kozmik seyyahlar onlar ama bu albümün kaydı tamamiyle Ali Güçlü'nün bitirme projesi olarak somutlaşmış. Onun öncesinde Bubituzak'a dair herhangi bir materyal yokmuş elde avuçta. Ali Güçlü'yü mezun etmek için girişmişler mevzuya. Sonrasında da bakmışlar ki Samanyolu'na, başka gök adalara ve ötelerine gide gele yol yapmışlar, birer Jetgil olmuşlar, eee haliyle durmadan basmışlar mekiğin gazına ve devam etmişler.

Işınla Bizi Scotty: Bubituzak ve Uzay Yolları Taşlı

Uzay Yolları Taşlı; 11 parçalık, ironi dozu bir hayli yüksek, kuntastik bir albüm. Müzikal olarak The Beach Boys-The Fantastic Baggys gibi grupların döneminden fırlama gitar riffleriyle, eski okul synth alt yapılarıyla ve hafif, ritmik davullarıyla surf-hot rod ve funk gibi türlere selam ediyor. Çilekeş döneminde Görkem vokaldeydi ki kendisinin ses rengi oldukça etkileyicidir. Ama Bubituzak macerasında Ali Güçlü vokali devralmış. Görkem ise grubun 3 kişiyken 4 kişilik çalabilmesinin müsebbibi olmuş. Grubun dinamosu ve atom karıncası. Kendisinin multi-enstrumanist tavrı ve yeteneği bir yandan bass gitarı mıncıklayabilmesini, bir yandan da klavyeyi gıdıklayabilmesini sağlıyor. Ama yetmiyor, yeri geldiğinde de tüm bunların üstüne bir de back vokal yapıyor, şantör oluyor. Adeta Rush'ın Geddy Lee'si gibi hınzırca takılıyor. Konserlerde nasıl çalıyorlarsa kayıtta da o şekilde çalmışlar. Albümün kaydının canlı yapılmış olması albümdeki enerjiyi ve coşkuyu arttırmış. Son dönemlerde analog ve canlı kayıta tüm dünyada yeniden bir dönüş var ki albümdeki prodüksiyonda Mike Nielsen'in imzası var. Sound City adlı belgesel yapımda bahsi geçtiği üzere bu çok daha verimli bir yöntem. 1969'da California'da kurulmuş Sound City yakın bir geçmişte kapanmak zorunda kaldı ama o kayıt stüdyosunda dünyada sadece 4 eşi bulunan Neve 8028 konsolu vardı ve bunlardan birisi artık Dave Grohl'un kendi stüdyosunda bulunuyor. Onun gibi birçok major müzisyen, birçok elit grup canlı kayıttan asla şaşmıyor, doğrusunu yapıyor. Albümdeki bu otantik müzikal dokunun yanında, bireyin deneyimini ve bu deneyimin tekilliğini, biricikliğini anlatan, insan doğasına yönelik lirikler dikkat çekiyor. Albümün genelinde varlık problemi işleniyor ve ayarı iyi tutturulmuş sarkastik ifadeler gönülleri mest ediyor. Yaşamın özüne, tutku ve samimiyet ikilisinin gerçekçi çözümlemelerine doğru iniliyor. Çilekeş döneminde kaleme alınan karamsar, karanlık ve korku dolu sözler yerini daha dolaylı, daha alaycı ve daha iğneleyici sözlere bırakıyor. Bu müstehzilik ve nüktedanlık, üzerine eğinilen meselelere sulandırmadan renk veriyor. Sonuç olarak Bubituzak fütürizm sosuna bulanmış albümleriyle dinleyiciyi bir "Uzay operası ve parodisine" dahil ediyor ve son derece eğlenceli bir yolculuğa çıkartarak üçlü çektiriyor.

       



Yazılarımızı Facebook'tan takip etmek için: