UZUNÇALAR

Kök: Sert Derviş Müziği ve Bilmece

Orçun Onat Demiröz - 10 Ağustos 2013

Yaklaşık bir haftadır başka bir albümü ciddiye almıyor, nerdeyse başka hiçbir şey dinleyemiyorum. Arada klavye sihirbazı George Duke'ü anmak için özellikle 70'lerde hamile kadınlara düşük yaptıran başıbozuk tipsiz Frank Zappa'yla yaptığı işlere takılıyorum ama ondan sonra hop gene Kök'lüyorum! Bizim müzik emekçisi çapulcular mahallesinin delikanlı abilerinden olan Cem Ömeroğlu-Kerem Tüzün-Kaan Sezyum üçlüsünden oluşan ve yaklaşık sekiz yıl önce kurulan Kök'ün ilk albümü Bilmece şu sıralar başucu albümüm niteliğinde. Günde en az üç posta gidiyorum, aşağısı kurtarmıyor. Albümün çıkış tarihi Gezi sürecine ve başkaldırı günlerine denk geldiği için içine düşmek ve içselleştirmek biraz zaman aldı. Polis devletine ve İslami faşizme karşı verilen mücadele her şeyi ikinci plana atmıştı ama şu anda dur durak demeden, Odin ne verdiyse yapıştırıyorum.

Kök eski yeni bir oluşum. İlk albümleri olan Bilmece'de yayınlanan 12 parçadan çok daha fazla argüman var grubun elinde. Zira benim grupla tanışıklığım yaptıkları eksantrik Haydar Haydar cover'ıyla olmuştu. Ama bu cover albümde bulunmuyor ki bencede daha ilk albümden cover olayına girmek doğru değil. Albümü yayınlamak için bu kadar uzun süre sebat edip beklemeleri, müşkülpesentliklerinden ötürü. Yoksa bir albüm daha çıkartacak kadar kayıt bekliyor. Bilmece ilk albümleri olmasına rağmen prodüksiyon ve kurgu olarak muazzam. Bunun sebebi ise birbirini uzun yıllardır yakından tanıyan üç kafadarın kenetlenmişliği ve birbirlerini tutkulu bir biçimde bütünleyebilmeleri. Yoksa albümdeki doygun, komplike, temiz, ateşli ve afili progresif sound'un ortaya çıkması mümkün olmazdı. Mesela Yüzbir parçasının introsunu ilk duyduğumda, zihnimde Primus grubu canlandı. Les Claypool'un müziğe kattığı özgünlüğü, ayrıksılığı ve deneysel tekniği duyumsadım. Ama albümde sadece farklı bir müzikal ahenk, kusursuzluk ve keskinlik yok. Özellikle kendi açımdan bu albümün bu kadar vurucu ve özel olmasını sağlayan olgu; albümdeki folklorik, yerel tınılar ve deyişler oldu. Liriklerdeki kaygı, korku, merak, bilinmezlik gibi varoluşun temelini ortaya çıkaran hislerin anlatımının Anadolu ve köy kültüründen beslenmesi oldukça cezbedici. İnsan (kendisi için varlık, bilinç, birey) içinde bulunduğu yabancı ve devinimsiz dünya (kendinde varlık, doğan toplum) karşısında yapayalnız ve özgür olduğu için boğuntu ve tedirginlik duyar. Albümdeki hava işte tam olarak bu varoluşçu felsefeyle ilintili ama bir farkla. Albümdeki tüm muğlak ve metaforik tasvirlerin özünde Heidegger yahut Sartre olduğu kadar abdallık geleneğinden gelen Aşık Veysel yahut Neşet Ertaş da var. Albümdeki derinlik bu ikili kurguyla bağlantılı. Bulanık bir ifade biçimiyle yapılan ontolojik önermeler ve halk müziği sosuna bulanmış distortion'ı bol psikodelik-progresif sound'un sentezi oldukça çarpıcı. Cem'in bazen uzun havaya dönen nağmeli vokali bu sıkı müzikal dışavuruma inanılmaz yakışıyor. Bu sentezin sağlamlığına verilebilecek en iyi örnek Anlat parçası. Çünkü bu parça direkt olarak bağlamayla yazılmış. 

Son yıllarda özellikle Rock 'n' Roll ve türevi müziklerde taklit çılgınlığı ve formül histerisi moda. Trendy olmak isteyen tüm vasat ve sıradan gruplar "retro" işler ortaya koyarak parsayı toplama derdinde maalesef. Müzik canlılığını, akışkanlığını, yenilikçiliğini ve samimiyetini her geçen gün biraz daha kaybediyor. İşte bu noktada ülkemizdeki fabrikasyon gruplardan fena halde baydıysanız ve orjinal bir şeyler dinlemek istiyorsanız Kök imdadınıza hızır gibi yetişiyor. Cılkı çıkartılan depresif-arabesk sularda dolaşmadan esaslı ve otantik bir yoğunluk sunuyor. Hele birde benim gibi ortodoks, katı bir Nekropsi hayranıysanız emin olun Bilmece albümü tam size göre. Kök yerli yapımlar içerisinde bu yılın en güzel sürprizini verdi bize.



Yazılarımızı Facebook'tan takip etmek için: