UZUNÇALAR

My Soliloquy - The Interpreter

LadyObscure - 14 Mart 2013

My Soliloquy - The Interpreter

My Soliloquy - The Interpreter


Grup: My Soliloquy
• Albüm çıkış: 2013
• Tür: Progressive Metal

Eğer sıkı bir müzik takipçisiyseniz, hayatınızdan bir sürü albüm gelir geçer. Seversiniz, sevmezsiniz, nefret edersiniz… Bazıları kalıcıdır, bazıları uçar gider; bazıları bir eksikliği doldurur, bazıları basitçe alakasızdır sizin için. Bazıları saatlerce konuşturur sizi haklarında, bazılarının ikinci şarkısına kadar dayanamazsınız. Tabii bir de ilk notasından itibaren aşık olacağınızı anladığınız albümler vardır. Sanırım bu albümün benim için hangi kategoriye düştüğünü tahmin etmişsinizdir.


Pete Morten'i çoğumuz Threshold'un yetenekli gitaristi olarak tanıyoruz. Müzisyenin kendi projesi My Soliloquy ile bir albüm yaptığını duyunca hem çok şaşırdım, hem de çok heyecanlandım. Meğer bu proje zaten Pete, Threshold'a katılmadan önce mevcutmuş ve Pete'in yetenekleri gitarla sınırlı değilmiş; albümde gitarların yanında, klavyeyi ve basları çaldığı gibi tüm vokaller de ona ait. Üstelik Pete'in ses aralığı da çok geniş! Ama şunu hemen belirteyim, Pete'in ses rengi çok değişik, ya çok seveceksiniz, ya da nefret edeceksiniz, arası yok.


Öncelikle, albümün hiçbir eksiği olmadığını söylemem gerek. Grup akla gelebilecek her alanda incelikle çalışmış. Belki bir prog-metal albümünden beklendiği kadar ölçü değişiklikleri ile dolu değil ama albümde bol miktarda zevkli ve ateşli solo, zengin armoniler, ince düzenlemeler, hem melodilerde hem de ritimde şaşırtıcı geçişler, teknik beceri gösterileri ve inanılmaz bir bestecilik var. Eğer modern metal severlerdenseniz, bu albüm size göre çünkü tüm bunları fazlasıyla modern bir yaklaşımla sergiliyorlar.


The Interpreter toplam 8 parçadan oluşuyor ve 50 dakikayı biraz geçkin sürüyor. Albümü sevmemin nedenlerinden biri, çok teknik bir albüm olmasına rağmen inanılmaz derecede melodik olmayı da başardığından kolay dinlenebilir olması. Benim şahsen teknik yeterliliği yüksek grupların biraz hava atmasıyla hiç problemim olmaz; çoğu metal dinleyicisinin ruhsuz diye nitelendirdiği bazı gruplar benim idollerim ne de olsa. Ancak bu albümdeki teknik pasajları, ustalık gösterilerini ne zor dinlenir ne de gereksiz bulmak neredeyse imkansız, hangi kamptan olursanız olun!


Ne demiştim? Evet melodi! Bu adamların insanı alıp götüren melodiler yazmak konusunda fena halde yetenekli olduğu çok açık. Şarkılar ağzına kadar insanın aklına takılan nakaratlar, melodiler, duyguları harekete geçiren anlar ve akıcı ritimlerle dolu. Bu albümü dinlerken tüm dikkatinizi ona vermenize de gerek yok, o zaten dikkatinizi çekmeyi başarıyor! Hele bir parça ki, Corrosive De-Emphasis, eğer o saniyeye kadar albüme doğru düzgün kulak vermediyseniz, o saniyede vermek zorunda kalıyorsunuz! 80'lerin synth-pop şarkıları gibi başlayan parça birden patlayıp cayır cayır metale dönüşüyor! Unutmadan, parçanın başında kendiniz dans ederken bulursanız, "ne yapıyorum yahu ben deyip" kendinizi kötü hissetmeyin. Ben üç kişi üzerinde denedim, sonuç hep aynı, muhakkak dans, haha!


Albüm aslına bakarsanız karanlık ve sert bir albüm ancak işte o bahsettiğim melodik yapılar sayesinde, neredeyse neşeli hale dönüşmüş. Albümün sakinleştiği tek an, kapanış parçası Star. Bana sorarsanız, parça en sona değil de albümde ritim ve hissiyat dengesini kurmak açısından ortalara bir yere konsaydı daha hoş olurdu. Bu haliyle albüm zirvede bitmiyor sanki. Gerçi bunu söylerken parçaların içinde geçen sakin geçişleri saymıyorum tabii - albümdeki neredeyse bütün parçaların ortak özelliği parçaların sürekli olarak pürüzsüz ve akıcı geçişlerle yükselip alçalması. Bir bakmışsınız o gümbür gümbür davullar, sert riffler yerini atmosferik klavyelere, yumuşacık vokallere bırakmış - ne zaman yavaşladığını hatırlamaya çalışırken buluyorsunuz kendinizi…


Klavye öne çıkan öğelerden bir diğeri; albüm boyunca bazen en ön planda, bazen de yardımcı rollerde, ama hep çok yerinde ve teknik olarak çok yeterli. Pete'in vokallerinin çok iyi olduğunu söylemiştim. Bir sürü enstrümanı ustalıkla çalan müzisyenin vokalleri de bir o kadar iddialı, dokunaklı ve tutku dolu! Öyle ki, albüm yer yer oldukça vokal-odaklı hale dönüşüyor ve güçlü vokallerle parçalar daha bir dikkat çekici oluyor. Gitarların ne kadar iyi olduğunu söylemem bile gerek yok, Threshold hastaları gayet iyi bilir. Tüm bunlara bir de başarılı post-prodüksiyonu ekleyin, sonuç gerçekten muhteşem.


The Interpreter başından sonuna kadar canlı, akıcı, eğlenceli ve tutku dolu bir albüm, zaman zaman da sakin ve sarhoş edici. Acil adrenalin ihtiyacı durumunda başvurulacak kaynaklardan biri. Ben albümü elime bir Cumartesi sabahı geçirdim ve o hafta sonu için yaptığım tüm planları anında askıya almak zorunda kaldım. Adam beni esir aldı resmen. Özetle tavsiye edilir!


Lady Obscure

http://www.ladyobscure.com
 

My Soliloquy - The Interpreter



Yazılarımızı Facebook'tan takip etmek için: