UZUNÇALAR

Paralel Metal Lobisi: Murder King ve Gürültü Kirliliği

Orçun Onat Demiröz - 10 Mart 2014

 

Kimi tutkular rehberimiz olur yaşam boyunca. Kollarıyla bizi sarar. Sorgulamadan peşlerinden gideriz ve pişman olmayacağımızı biliriz. Düzenin silikleştirdiği kişiliklere, içinde yaşadığımız toplumun ayrımcılığına, gericiliğine, tüm çürümüş değerlerine ve yaşamın uçuculuğuna karşı geliriz. Kendi olmanın ağırlığını taşımaya çalışır, sınırlara ve kurallara aldırış etmeyiz. Yalanlarla ve mutsuzlukla dolu dünyaya kendi yöntemlerimizle saldırır, kendi sonunu hazırlayan asalak tüketim toplumunun uyuşturucu etkisinden kurtulmanın yollarını ararız. Etrafımıza örülmüş riyakarlık duvarlarına karşı nefret ve öfke duyar, o duvarları paramparça edeceğimiz günü iple çekeriz.

Paralel Metal Lobisi: Murder King ve Gürültü Kirliliği

Kült yönetmen Sergio Leone'nin "spaghetti western" filmlerinde sert mizaçlı, keskin bakışlı, aşırı soğukkanlı, yaman herifler vardır. Kafalarındaki Stetson şapkalar ve ellerindeki altıpatlar tabancalarla düzenin adamlarına kök söktürürler. Az konuşup çabuk silah çekerler. Vahşi çöller, tozlu kasabalar, viskinin su gibi aktığı barlar ve posta arabaları arasında at üstünde mekik dokurlar, başlarına buyruk bir şekilde haydutluk ederler. İşte Murder King elemanları da öyle kara kaşlı, öyle kara gözlü, öyle şekilsiz sakallı, öyle delici bakışlı, öyle bileklerine güvenen, öyle amansız karakterler. Kurdukları delişmen ve yürekli çete yıllardır şakası olmadığını gösteriyordu ama esas vurgun geçen hafta piyasaya sürülen Gürültü Kirliliğiyle geldi. Aslında kuruluş amaçları standart bir "bar" grubundan ziyade daha önce çalınmamış, denenmemiş farklı parçaları yorumlamak ve icra etmekti. Ki bunda da oldukça başarılı oldular. Zamanla adamı canından bezdirecek bir repertuara sahip oldular, bana mısın demediler. Yavaş yavaş serpildiler ve ciddi bir kitle edindiler. Cumartesi geceleri sabahlara kadar uzayan insan üstü performanslarıyla alternatifsiz bir bar grubu oldular, birçok yerde ve partide çaldılar. Ama tırnaklarıyla kazıyan, ideallerine sıkıca tutunan ve müzikal doygunluğu bir hayli fazla olan bir grup sadece cover yaparak yetinemezdi. İlk EP'lerini 2010 yılında yayınladılar ve insanın yüzünün ortasına yumruk gibi çakan bir parça olan Susma'yla kavganın haberini verdiler. Ama beklenmedik bir şekilde grubun kurucularından olan çöl azizi Özgür Özkan gruptan ayrıldı ve albüm ha geldi, ha geliyor, ha gelecek derken süreç uzadı.

Paralel Metal Lobisi: Murder King ve Gürültü Kirliliği

Gürültü Kirliliği bir debut albüm olmasına karşılık oldukça derli toplu, kurgu olarak oldukça yukarda seyrediyor. Albümde sadece bir iki parça öne çıkmıyor, bütüncül olarak sıkı ve kallavi bir albüm ama Demokrasi, Kabusun Sonunda, Boykot ve Kindar albümün hit'leri niteliğinde. Albümdeki sound yeni okul Amerikan heavy metal'i etkileri taşıyor. Nu metal tınılar ve endüstriyel atmosfer yoğunluğu çok iyi ayarlanmış. Groovy gitar tonları ve davul ritimlerindeki ahenk muazzam. Disturbed-Killswitch Engage gibi bu türün major gruplarından eksik kalmayan bir müzikalite mevcut albümde. Kayıt zaten temiz ve cilalı olmuş ama Kreator-Opeth-Soilwork-Paradise Lost gibi büyük grupların çalıştığı Fascination Street Studios'ta yapılan mastering ve Tony Lindgren'in son dokunuşu albümdeki sound'u uçurmuş. Aynı olgu kardeş grup Soul Sacrifice'ın Carpe Mortem albümü için de geçerliydi. O albümdeki son dokunuş da "yüksek metal" işleri yapan Dan Swanö'den gelmişti ve ortaya bu albümdeki gibi mükemmel bir prodüksiyon çıkmıştı. (Hayy taşına, toprağına kurban olayım İsveç, yiğidin harman olduğu yer.) Dikkat çeken bir başka unsur Özgür'ün yerine vokali devralan Can Uzunallı'nın vokal performansının fazlasıyla tatmin edici olması. Ses rengi müzikal altyapıya ve bestelere çok yakışmış, çekinmeden doğru bir tercih olduğunu göstermiş. Albümdeki tüm parçaların Türkçe olması da bir başka önemli nokta. Bu denli azgın, protest, politik Türkçe sözlü metal müzik üreten gruplara ihtiyaç her zamankinden fazla. Ben albümü döndürüp döndürüp dinlerken istemsiz ve nostaljik bir biçimde Ankara efsanesi Dr.Skull'ı çok andım. Türkiye'deki demokrasi algısının ve siyasal tarihimizin vasatlığının bu denli bilinçli işlenmesi beni acayip memnun etti. Bizi her yanıyla örseleyen kokuşmuş sistemimizin çirkin suretine bu denli kusursuz ayna tutulması beni çok etkiledi. "Sorgulanmamış bir hayat yaşanmaya değmez" özlü sözünü çok iyi kavramış Murder King. O yüzden hayatla problemi olan insanları mücadeleye çağırıyorlar, kimilerinin cahilliği rahat etsin diye kendilerini sansürlemiyorlar. İktidar zehirlenmesi yaşayan ceberrut güç odaklarına karşı direniyorlar ve adaletsizliğe karşı isyan ediyorlar. Etrafımıza örülen o kalın riyakarlık duvarlarını yıkıp geçmek için çabalıyorlar. Gürültü Kirliliği şimdiden yılın en fiyakalı yerli yapımlarından birisi oldu. Önerim her anına emek sinmiş bu albümü hatmettikten sonra esas olarak grubu canlı izlemeniz ve o tutkuyu, agresyonu, coşkuyu olay mahallinde gözlemlemeniz yönünde.

 



Yazılarımızı Facebook'tan takip etmek için: